Bağımlılık ve Spor

Bağımlılık, çok boyutlu, diğer zihinsel rahatsızlıkların görülmesinde büyük bir risk faktörü olan, kronik ve tekrarlayan (WHO) bir bozukluktur. Depresyon ve kaygının, madde bağımlılığı ile birlikte yaygın olarak görülen iki psikiyatrik bozukluk olduğu bilinmektedir. Özellikle kaygının alkol ve madde kullanımının tekrarlamasında önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir çünkü maddesiz bir hayat korku yaratır! Madde kullanımını bırakmak ve temizlenmek, madde kullanımından, kullananlardan ve bu kültüre ait her şeyden uzak durmayı ve sakınmayı gerektirir ve bu yeni durum bireyde kaygı meydana getirir. Maddesiz bir yaşam karşısında yaşanan kaygı ve depresyon aslında bağımlılık tedavisinin detoksifikasyon adı verilen fiziksel arınma sürecinden sonra başladığını göstermesi bakımından önemlidir.

 

Bağımlılık, önemli yaşam tarzı değişiklikleri de dahil çok boyutlu ve uzun süreli bir tedavi gerektirmektedir. Bu sebeple bağımlılık tedavisi, oldukça zahmetli olmakla birlikte bireysel ve küresel anlamda da oldukça masraflıdır. Alkol ve madde bağımlıları için çeşitli ilaç tedavileri ve terapi seçenekleri sunulmaktadır. Bununla birlikte tedavi sonrasında hastaların tekrar bu maddeleri kullanmasını engellemek ve tedavi sırasında yoksunluk belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olmak için daha az masraflı ama etkili yeni çözümler üretilmeye çalışılmaktadır.

 

Hastaların, yeni ve maddesiz bir yaşam stresi, kaygı, depresyon v.b. sebeplerle tekrar madde kullanımına dönmelerini engellemek ve madde kullanımı sebebiyle bozulan fiziksel ve zihinsel sağlıklarını iyileştirmelerine yardım ederek yaşam kalitelerini artırmak için, fiziksel arınma sürecinden sonra yeni hayatlarına alışmalarını sağlayacak çeşitli terapi seçenekleri sunan bir rehabilitasyon sürecinin sunulması önemlidir.

 

Son zamanlarda, fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde pozitif etkileri bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış spor ve egzersizin, bağımlılık rehabilitasyon sürecine dahil edilebilecek alternatif bir ek terapi olabileceği hakkında önemli çalışmalar yapılmaktadır. “pozitif bağımlılık” olarak gördüğü egzersiz bağımlılığı hakkında araştırmalar yapan psikiyatrist William Glasser (1976) “negatif bir bağımlılık” olan madde bağımlılığının “pozitif bir bağımlılık” olan egzersiz yapmayla yer değiştirebileceği fikrini ilk öne süren kişidir. Bu fikirden yola çıkan araştırmacılar, alkol, sigara ve madde kullanım bozuklukları ve egzersiz arasındaki ilişki ile ilgili araştırmalar yapmaya devam etmektedir.

 

Araştırmalar fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı ile fiziksel ve zihinsel sağlık arasında pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. “The American College of Sports and Medicine” (2000) tarafından yayınlanan antrenman rehberinde, hareketsiz bir yaşam tarzının sebep olduğu rahatsızlıkları önlemek için, haftada 3–5 gün, günde 20–60 dakika orta şiddette aerobik bir aktivite ile haftada 2 gün, 8–10 hareketten oluşan 8–12 tekrarlı ağırlık çalışması yapılması önerilmektedir. Egzersizin potansiyel etkisi, herhangi bir yasadışı ilaç kullanmadan kendini iyi hissetme durumuna ulaşma, pozitif davranış değişikliği, artan sosyal destek sebebiyle beden algısı ve stresle başa çıkma becerisinde artışın da dahil olduğu psikolojik iyi olma durumunun sağlanması olarak görülmektedir.

 

Çeşitli araştırmalarda, egzersizin kaygı ve depresyonu azalttığı, stresle başa çıkmaya yardım ettiği ve genel olarak psikolojik sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca yatarak madde bağımlılığı tedavisi görenlerde, bir egzersiz programına katılımdan sonra kaygı, depresyon ve madde yoksunluğunda önemli azalma olduğu rapor edilmiştir. Faulkner ve Biddle (2001), egzersizin zihinsel yararları bir kenara bırakılacak olsa bile, yine de hastalara tavsiye edilmesi gerektiğini çünkü genellikle bu hastaların fiziksel ihtiyaçlarının göz ardı edildiğini belirtmişlerdir. Çok sayıda araştırma klinik hastaların fiziksel sağlıklarının iyi olmadıklarına dikkat çekmektedir. Örneğin, alkol kullanım problemi olanların fizik kondisyonlarının düşük olduğu, kemik kitlelerinde kayıp olduğu ve tip II kas kitlelerinde azalma meydana geldiği, bunun da hastaların yaşam kalitelerinde düşüşe sebep olduğu rapor edilmiştir.

 

Egzersizin alkol sigara ya da madde kullanımı tedavilerindeki etkisi hakkında yapılan sınırlı sayıdaki çalışmalardan elde edilen sonuçlar egzersizin bu problemlerin tedavisindeki rolü hakkında kesin yargılara varılmasını sağlamaktan uzak olmasına rağmen unutulmaması gereken egzersiz yapmanın insan organizması üzerinde her zaman yararlı sonuçlar doğurduğudur. Beklenen psikolojik yararları bir kenara bırakılacak olsa bile egzersiz yapmak bireyin dikkatini dağıtacağı, boş zamanlarını madde kullanımını düşünmek yerine yararlı ve onu rahatlatan, gerginliğini azaltan ve belki de geceleri daha rahat uyumasına ve fiziksel sağlığını korumasına yardım eden bir aktiviteyle geçirmesine yardım eden az masraflı yararlı bir aktivitedir.

 

Hülya Yeltepe

hulya@hulyayeltepe.com