Ebeveynler için

Bağımlılıkla Mücadele Rehberi

Ebeveynler için


Uyuşturucu her zaman ve her yerde vardır!

Uyuşturucu sorunu ise;
Biz ilgilenmezsek, başkası ilgilendiğinde,
Biz anlatmazsak, başkası anlattığında,
Biz sarılmazsak, başkası sarıldığında,
Biz aklını doldurmazsak, başkası doldurduğunda vardır!


Bağımlılık Nedir?
Kullanıcı bir kereden fazladır kullanmaya devam ettiği maddeyi bırakmak istemesine rağmen bırakamıyorsa, tam aksine madde kullanım sayısı arttıkça aldığı dozları da artırıyorsa, maddeyi bulamadığı ya da bırakmak niyeti ile içmediği anlarda maddenin yok hali yani yoksunluğu sebebiyle sıkıntılar, acılar yaşıyorsa, tüm bu süreçte gördüğü zararlarına rağmen maddenin peşinden gidiyorsa ve de hayatını artık kullandığı maddeye göre planlıyorsa bu kişiye “bağımlı”, hastalığına da bir beyin hastalığı olan “bağımlılık” denir.*
Uyuşturucu ve uyarıcı madde ne demektir?
Yunanca uyku anlamında ki “narke”den gelen ve İngilizce’ye “narkotik” olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir.
Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder. Ancak günlük kullanımda uyarıcılarda, uyuşturucu olarak tanımlanabilmektedir. Ayrıca, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan maddeler içinde kullanılmaktadır.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan, bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan, kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Bağımlılık Yapıcı madde tanımı
Bitkisel kökenli veya sentetik olup, merkezi sinir sistemini etkileyerek fiziksel ve/veya ruhsal bağımlılık hallerine yol açan, bazı durumlarda tekli (kullanmanın devamı üzerine dozajı arttırma ihtiyacının duyulması, tolerans gelişimi), diğer bazı durumlarda ise çoklu madde kullanımları ile tutku yaratan tüm maddelere “bağımlılık yapıcı madde” denir.
En kısa en anlaşılır bağımlılık tanımı: İnsanın aklını kiraya vermesidir!





* Ercan, Z. 2012 Uyuşturucunun Harman Yeri, s. 39. Nemesis Yayınları, İstanbul.  
Mücadele etmen gereken sorunu tanımadan, varlığını kabul etmeden, yapılan her davranış, gölgeye yumruk sallamaktır!
“Benim çocuğum yapmaz” özgüveni bir ebeveyn için iyidir, güzeldir, rahatlatıcıdır. Bir anne, aslında, “benim çocuğum yapmaz” dedikçe kendini rahatlatır, ancak hakikat böyle midir?
Yoksa bu hastalıklı bir özgüven midir?
Tam tersi olduğu zaman ebeveyn mi yerle bir olur, çocuk mu?
Hakikat; bu cümlenin özgüven değil, bencil bir cümle olduğunu söylüyor bize. Asıl hakikat ise, “ben çocuğumun yapmaması için her şeyi yaptım” diyebilmektir.
Ebeveynlerin az birazı bilginin rehberliği ile ebeveynlik yaparlar fakat anne-baba olmak başkadır, ebeveyn olmak ise bambaşkadır. Sağlıklı olan her yetişkin anne-baba olabilir, ancak her çocuğu olan yetişkin sağlıklı ebeveyn olma garantisini, dünyaya gelen çocuğu ile otomatik olarak kazanmaz-kazanamaz. O zaman yapılması gereken, uyuşturucu maddeler ve bağımlılık gelişimi hakkında bilgi sahibi olmadan, çocuklarımızın bu sorundan korunabilmesi için fikir sahibi olmamızın mümkün olmadığını anlamaktır.
Türkiye’de en sık kullanılan bağımlılık yapıcı maddeler
Tütün ürünleri (Sigara, nargile v.b.)
Alkol
Esrar (ot)
Sentetik Kannobinoid (Bonzai)
Eroin
Kokain
Metamfetamin
Uyuşturucu ve uyarıcı haplar (Ekstazi, yeşil, kırmızı reçete veya yasadışı haplar)
Steroitler
Hayal göstericiler
Uçucu maddeler (Bali, tiner, çakmak gazı v.b.)
Sentetik Zehir Bonzai
Son yılların popüler bağımlılık yapıcı maddesi Bonzai, var olan tüm uyuşturucuların yıllardır var olmasına rağmen, yalnızca kendisi bir bağımlılık sorunuymuşçasına gündem oldu. Peki, nedir bu bonzai? Gündemin bize dayattığı gibi en büyük bağımlılık sorunu mudur? Asıl bağımlılık sorununun üstünü örterek bazı maddelerin kabul görmesi için bir rol mü üstlenmiştir?
Yeni nesil uyduruk uyuşturucu: “Sentetik Kannabinoid yani Bonzai” artık Türkiye’de. Ülkemize her uyuşturucu gibi sessiz-sedasız, sinsice girdi. Sonra büyük bir gürültü ile hayatları yerle bir etti. Birçok uyuşturucunun bir bağımlılık süreci vardır, buna kısaca “Deneme, Kullanım ve Bağımlılık” safhaları denir. Bağımlılık ile mücadele edilmez ise bir beyin hastalığı olan bağımlılık birçok hastalığı ve sorunu da beraberinde getirir, en sondan bir önceki safha “hapishane” en sonu da “ölümdür!” Sentetik zehir, uyduruk uyuşturucu bonzai “Deneme ve Ölüm” gibi çok kısa bir safhaya sahip bir uyuşturucu olduğunu ölen çocuklarımızla bize bunu göstermiştir.
Ebeveynler, DİKKAT! “Sentetik Kannabinoid = BONZAİ”
• Asla ve kata doğal bir uyuşturucu değildir!
• SENTETİKTİR!
• “Sentetik Kannabinoid = BONZAİ” Esrara benzer denilerek piyasaya sürüldü ve ışık hızıyla yayılmaya devam ediyor!
• Sentetik Kannabinoid = BONZAİ Esrar değildir! Esrar türevi hiç değildir!
• Doğal uyuşturuculardan esrar, sentetik zehir bonzai isimli yeni nesil uyuşturucuya zemin hazırlamıştır.
• ESRAR ÜLKEMİZDE BU KADAR YAYGIN OLMASAYDI, BU ZEHİR BU KADAR YAYILMAZDI!
• Piyasada yapılan dedikodusunun aksine bonzai maddesinin etkileri esrarın etkilerini andırsa da, bonzai, kesinlikle esrar türevi değildir!
• “Sigara gibi bir şey” denilerek, yapılan esrar davetleri günümüzde “esrar gibi bir şey” denilerek bonzai için yapılmaktadır.
• Laboratuvarda üretilen bir zehirdir!
• Yepyeni kimyevi maddelerin birbiriyle çoğu zaman ne denk gelirse uyumuyla hazırlanan, uyduruk bir uyuşturucudur!
• Ağaç budama sanatı ile ortaya çıkan bonzai ağacı ile bir alakası yoktur.
• Maddelerin sokak isimleri ile oluşan bir kültürü olması nedeniyle ortaya çıkmış bir isimdir.
• Bonzai diye piyasada olan birçok uyuşturucunun kimyasal yapısı birbirinden farklıdır.
• Bonzai denilen yüzlerce belki de binlerce çeşit kimyasal zehir sanki bir tek uyuşturucu gibi piyasaya sürülmektedir.
• Kannabinoid, esrarın içeriğindeki birden fazla olan etken maddelere verilen isimdir!
• Esrara benzer kullanım etkileri görüldüğü için “sentetik esrar” adıyla da tanımlanmaktadır.
• Yeni nesil bağımlılık yapıcı madde: “Sentetik Kannabinoid = BONZAİ” çok hızlı bağımlılık yapar.
• Bir başka maddenin bağımlısı, bilhassa esrar bağımlılarının Bonzai hakkında söyledikleri her şey yok hükmündedir. Çünkü onların söyledikleri, kendi bağımlılıklarını bu zehir karşısında kabul ettirme çabasıdır. Samimi bir mücadele değildir.
• Ülkemizde henüz uyuşturucu madde kapsamına dâhil edilen bonzai ilk kez 2010 yılında polis kayıtlarına girmiştir. Yani 2010’dan önce Türkiye’de yakalanan uyuşturucular arasında adı bile yoktu ama artık var.
• Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (KOM) 2011 Raporunda yer alan bilgiler şöyle; “Sokak dilinde bonzai olarak bilinen ve bitki ve kurutulmuş yapraklara emdirilen 1-naphthalenyl (1-pentyl-1H-indol-3yl) methanone veya diğer adıyla JWH-18 grubu sentetik kannabinoidler, esrara benzeyen bitki kırıntılarından oluşmaktadır.”
• Bonzai maddesinin içeriği hakkında bilinmeyen muamma içeriği, bilinenden daha fazladır. Bonzai maddesi bitkisel görüntüsü ile davetkâr olurken, bilinmeyenlerinin fazlalığı ile oldukça tehlikelidir.
• TUBİM’in (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi) verilerine göre, Sentetik Kannabinoidler esrara göre 4 kat daha etkili ve tehlikelidir.
• Çin, ABD, KKTC, Almanya, İspanya, Hollanda, Portekiz, İngiltere ve Macaristan gibi ülkelerden yasa dışı yollarla ülkemize getirilmektedir.
• Bu psikoaktif maddeye, bitki görünümü kazandırmak, doğal uyuşturucu görüntüsü vermek için püskürtme, damlatma, batırma gibi yöntemlerle çeşitli bitkilere emdirildiği tespit edilmiştir.
• Erken Uyarı Sistemi (EWS) Ulusal Çalışma Grubu 5. toplantısını Haziran 2012 tarihinde yapmış ve 19 yeni psikoaktif maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamına alınması sürecini başlatmıştır.
• Bu 19 maddenin 14’ünü maalesef Sentetik Kannabinoidler oluşturmuştur.
• 07 Ocak 2013 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile toplam 19 madde 2313 sayılı yasa kapsamına alınmıştır.
• 2013 yılına kadar Erken Uyarı Sistemi EWS Ulusal Çalışma Grubunca takip edilen toplam 94 yeni psikoaktif madde daha 2313 sayılı Yasa kapsamına alınmıştır.
• Bunlardan 2011 yılında 14, 2012 yılında 4 ve 2013 yılında 30 olmak üzere toplam 48 tanesinin “Sentetik Kannabinoid” olduğu dikkat çekicidir.
• 2013 yılında sokağa sürülmeden önce küçük kimyasal formüllerle dönüştürülerek 30 çeşit hale getirilen “bonzai” miktarı, sokaklarımızdaki sorununun özeti ve ispatıdır.
• Bu arada 2013 yılı bitmeden tespit edilen 13 farklı çeşit olduğunu da hesap edersek bu sayı: 43’e çıkmaktadır.
• Son verilere göre; 2012 yılında ülkemizdeki Sentetik Kannabinoid olay sayıları bir önceki yıla göre 20 kat, bu olaylarda yakalanan şahıs sayısı 58 kat ve yakalama miktarları ise 9 kat artmıştır.
• Olay ve şüpheli sayıları ile yakalama miktarlarında görülen bu hızlı artış, Sentetik Kannabinoid grubu uyuşturucuların ülkemizde kısa sürede çok yaygın bir hale geldiğinin göstergesidir.

Bonzai hakkında sıraladığımız maddeler biraz teknik geldiyse şöyle anlatalım:
İşin özeti şudur; satıcılar ya da kullanıcılar ne isim takarsa taksın, kullandığı zaman yaşanacaklar hakkında kim ne anlatırsa anlatsın, bonzai satanın ne sattığından, kullananın ne kullandığından zerre haberi yoktur!
Kullanıcı bu durumda ne yapmalı?
Kendini kobay olarak hiç kimseye kullandırtmamalı, bu kadar net. Çünkü bu uyuşturucuyu kullanmak, bir nevi laboratuvarlarda yapılan hayvan deneylerindeki hayvanların yaptığı işi yapmaktır!
Uyuşturucu sorununun varlığını kabullenmeden ve bilgilenmeden mücadele etmek, zifiri karanlıkta, sizi gece görüş dürbünüyle gören bir düşmanla kavga etmeye benzer.
Bağımlılığa sebep olan, yasal-yasadışı, uyuşturucu-uyarıcı-hayal gösterici, sıvı-toz, burundan alınan-enjekte edilen-sigara ile içilen gibi tasnifler yaparak, uyuşturucu ve bağımlılık ile mücadele etme düşüncesi maalesef meseleye yanlış yerden bakıldığının göstergesi ve çözümün pek mümkün olmadığı bir bakış açısıdır.
Çocuğunun “esrar bağımlısı” olduğundan yakınan anne-baba bu süreçte çocuklarının bu uyuşturucu ile mücadele edip bırakmasını canı gönülden isterler. Bunun için ellerinden geleni yaparken ellerinden gelenler arasında olması gereken kendi sigara bağımlılıkları hakkında zerre adım atmazlar! Çünkü kendilerinin sigaraya bağımlı olmalarını bir sorun olarak görmezler.
Bu bakış açısına sahip anne-babaların çocuklarının bağımlılık meselesini çözmeleri için en iyi yaptıkları bir uzmana gitmektir. Zira anne-babaya göre uzman, gereğini bir başına elindeki sihirli değnekle bir çırpıda yapacaktır. Anne-baba da kendi hayatlarında hiçbir şeyi değiştirmeye gerek görmeden, çocukları için her şeyi eksiksiz yerine getirme (!) huzuru ile kaldıkları yerden hayatlarına devam edeceklerdir ki mesele hiç de öyle kolay değildir.
Uyuşturucuya başlama nedenlerini “eften-püften sebepten başlamış” diyerek çözemezsiniz! Gençliğe nasihat tesir etmez. Bir genç uyuşturucu bağımlısı ise nasihat hiç tesir etmez. Bir genci ancak bilginin gücü ile etkileyebilirsiniz.
Bağımlı bir insan bir günde bu hale gelmez. Bağımlılık yapıcı maddeleri kullanmanın, her bireyin kendince sıraladığı gerekçeleri vardır. Bu sıralamada çok mantıklı insani iniş-çıkış duygu durumları olduğu gibi eften-püften gerekçeler olabilir. Bununla birlikte hiç kimse bir başkasının sorununu asla eften-püften diyerek küçümsememelidir. “Bu da sorun mu” denebilecek bir meseleyi anlatan genç için belki de o sorun, o anda gencin en hayati sorunudur. Ebeveynler kendi sorunlarıyla veya tecrübe ettikleri kendi gençlik sorunlarıyla çocuklarının sorunlarını kıyaslayarak bir çözüme asla ulaşamazlar. Bağımlılık sorununa işte bu pencereden bakmak gerekir.
Uyuşturucu konusunda irade, kullanmadan hemen öncedir. Doğru yaklaşım, iradesini elinden alan uyuşturucuya karşı iradesini birlikte yeniden inşa etmektir.
Hele hele bir madde bağımlısına, “iradeni kullan” demek kadar zaman kaybına sebep olacak bir nasihat, direktif, akıl -o anda artık yapılanın adı her neyse- verilemez. Bağımlılık yapıcı maddeler ile ilgili irade, ilk kullanımdan hemen öncedir. İradenin Gücü Köprüsünden önceki son çıkış kaçtığı için, bağımlı olmuş bir insana iradeni kullan denilemez. Ancak iradesini yeniden kazanması için doğru bir rehberlik yapılır. Doğru bir rehberlik de ancak bilgi ile yapılır.
Çocuğunuzu zaten seviyorsunuz, ilginiz de var. Bu iki özelliğinize bilgi eklerseniz, daha çok ilgilenir, ilgilendikçe yeniden bilgilenir ve sağlıklı seversiniz.
Uyuşturucu kullandığını öğrendiğiniz yakınınızla ilgili bilmeniz gereken ilk hayati önemli bilgi şudur; karşınızda bağımlısı olduğu, kullandığı uyuşturucuyu yaşayarak tecrübe etmiş bir uyuşturucu bilgesi vardır. Anne-babalar o güne kadar uyuşturucuyla ilgili hiçbir bilgi elde etme girişiminde bulunmamış ise tam bu noktada maalesef o konunun cahilidirler. Cahillerin ise bir bilge karşısında şansları çok azdır!
Anne-babalar uyuşturucu konusunda bilginin rehberliği yanına alarak uyuşturucu konusunda profesyonel ebeveynler haline gelebilirler. Bunun için çaba harcarlar ise çocuklarının bırakın bağımlı olmasını, ilk uyuşturucuyu denedikleri anlara dahi tanıklık edebilirler. Deneme safhasında tespit edilen çocukların büyük bir kısmı kurtarılır. Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis bağımlılıklarda da hayat kurtarır. Ebeveynler eğer bilgilenmek konusunda harekete geçmezler, bu konuda cahil olarak devam etmekte ısrar ederlerse, çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduklarını ortalama tam iki yıl sonra tespit edebilmektedirler. Bu iki yıl olarak verilen süre dünyada kabul edilen bilimsel bir tespittir.


Bundan yüzyıl sonra banka hesabınızda kaç paranızın olduğunun, hangi tür bir evde oturduğunuzun ya da ne çeşit araba kullandığınızın hiç bir önemi kalmayacak.
Ancak; bir çocuğun hayatında etkili olabilirseniz dünya daha farklı olacaktır.

Bağımlı çocuk sahibi olmamak için süper formül:
“3 S, 3 Ö”
Sevgi (koşulsuz): Hepimiz çocukları severiz. Ama çocukların sevildiklerini hissetmeye ihtiyaçları olduğunu unutabiliriz Sevdiğinizi hissettirmenin en kestirme yollarından birisi birlikte zaman geçirmektir.
Sınır (kendini bilebilmesi için):  Çocuğun kendisiyle başkaları arasındaki farkları, kendisinin ayrı ve bağımsız bir birey olduğunu hissedebilmesi için sınırlara ihtiyaç vardır. Sınır dediğiniz de, fazla bir şey değil, yemeğin sofrada yenmesi, uykunun yatakta uyunması, bütün günün bilgisayar başında geçirilmemesi gibi temel düzenlemelerden ibarettir.
Sorumluluk (kendine ve başkalarına): Çocukların en az bir sorumluluk üstlenmeleri ve bunu sürdürebilmeleri, gelişimleri için bir gerekliliktir. Kendine karşı bir sorumlulukla başlanabilir. Örneğin, dişlerini fırçalamak, hemen bir sonucu olmayan (ağızdaki ferahlama duygusu dışında) ama şimdi dışına yönelik bir anlam taşıyan bir eylemdir.
Övgü: Olumlu görülen hareketin görüldüğü yerde takdir edilmesidir. Övgü inandırıcı olursa bir etki gösterir. İnandırıcı övgü, çocuğun yaptığı hareketle ilişkilidir. Yapılmayan bir harekete, ortada olmayan bir sonuca övgü düzmek, çocuğun özgüveni açısından pek bir yarar getirmeyebilir.
Öpücük: Dokunmak, öpmek çocuklara doğrudan bir sevgi aktarımıdır.
Özen: Ayrıntılara dikkat ettiğiniz ölçüde özenlisiniz. Çocuklar misafirlerle aynı masada oturtulmaktan, götürüldükleri tiyatro için biletlerin önceden alınmasından kendilerine gösterilen özeni çıkarsayabilirler.
Özgürlük ise, yukarıdakilerin ve başka birçok şeyin doğal sonucudur.
Özgürlük, başıboşluk, sınırsızlık ve sorumsuzlukla sıkça karıştırılsa da, kendi sınırlarını bilmeden ve başkalarına karşı sorumluluk taşımadan özgür olunamaz.
Prof. Dr. Yankı Yazgan




Anne-Babalar panik yapabilir. Ancak ebeveyn olabilen anne-babalar panik yapmaz. Ebeveyn olmanın yolu bilginin gücünü kendine ortak yapmaktan geçer. Okuyun, bilgilenin ve böylece daha sağlıklı ilgilenin…

İnsan biyolojik-psikolojik-sosyal bir varlıktır. İnsanın bir vücudu ve duyguları vardır. Bedeni ve ruhunu gösteren duygularıyla bir toplum içerisinde yaşar. Yani diğer birçok insanla etkileşim halinde olduğu bir sosyal yaşamı ve çevresi vardır.
Bağımlılık biyolojik-psikolojik-sosyal bir sorundur! Bağımlılık yapıcı maddeler insanın vücuduna girer, kan dolaşımı sayesinde vücudun her yerine ulaşır. Etkileşimi başlayan madde duygu-durumu değiştirir, ruhsal değişiklikler ortaya çıkar. Deneme; kullanıma, kullanım; bağımlılığa dönüştükten sonra sosyal çevresi kendisi gibi bağımlılardan oluşur. Başka birçok insanla birlikte yapılan yanlışın, yaşanılan o çevrenin içerisinden çıkmadan yanlışlığını yeniden algılamak güçtür. O yüzden bağımlılıklardan kurtulabilmenin en önemli şartı sosyal çevrenin yeniden sağlıklı insanlardan oluşturulması mecburiyetidir.
Bağımlılığın biyolojik, psikolojik, sosyal boyutları vardır. İnsan ve bağımlılık tanımlarının birbirine bu kadar benzemesi, bağımlılık yapıcı maddelerin insani tüm özelliklerin içerisine sinsice sızdığının da bir ispatıdır. İşte bu yüzden bağımlılık; insanın “insan” olan her tarafına sızarak onu bozar!
- Özerklik
- Özgüllük
- Özdenetim
- Özgüven
- Özgürlük
Özerklik: Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendinin koyması!
Özgüllük: Bir türle ilgili, bir türe ilişkin.
Özdenetim: Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması.
Özgüven: İnsanın kendine güvenme duygusu.
Özgürlük: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu.
İnsanoğlunun onurlu ve insani prensipler içerisinde yaşamasını sağlayan bu 5 özellik, bireyin herhangi bir maddeye bağımlı hale gelmesiyle birlikte değişime uğrar hatta daha da kötüsü tamamen yok olurlar!

Uyuşturucu içince şiddet, şiddetin içinden uyuşturucu çıkar!
Bireysel uyuşturucu kullanımı; kişinin kendi beden-akıl ve ruh sağlığına ŞİDDET uygulaması demektir. Kendine şiddet uygulayan bir bireyin toplum için şiddet oluşturması sürpriz değildir! Kendi sağlığını önemsizleştiren bir uyuşturucu kullanıcısı için, başka bir insanın sağlığının da maalesef bir önemi yoktur! Bu nedenlerle BAĞIMLILIK; şiddet olgusunu da açığa çıkaran, bir insanın bir başka insana, uyuşturucuyu tanıtarak, ikna ederek bulaştırdığı bir beyin hastalığıdır!
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) tarafından yapılan açıklamaya göre, uyuşturucudan, yılda yaklaşık 600 milyar dolarlık “kara para” sağlanıyor.
Bu parayı kontrol eden menfaatperestler; çember içine kattığı gencin, geri çıkmaması için her türlü şiddeti mubah görmektedir.
Bu para; Dünya’daki 184 ülkenin 163’ünün milli gelirinden yüksek bir paradır! Bu para büyüklüğü ile çok tehlikeli bir paradır.
Bu para; karadır, pistir, şiddeti sever! Şiddetle çoğalır! Şiddetli çoğalır!
Bağımlı olmanın maliyeti:
Anne-babaların en sık sorduğu; “Bu uyuşturucular kaç para ki, biz o kadar da para vermediğimiz halde, bu tehlike ile karşı karşıya olsunlar, hakikaten de bu uyuşturucu kaç para?” sorusudur.
Cevap basit olduğu kadar çarpıcıdır. Zira ilk kullanımı BEDAVA olan uyuşturucuların sonrasında ortaya çıkan gerçek maliyetlerinin ne kadar olduğunun bir hükmü yoktur. Çünkü bedava yöntemiyle kullanılan, ardından bağımlı olunan madde için ilk başlardaki arkadaş davetleri sona erer. Bağımlı kişi kendi ayağıyla uyuşturucunun peşine düşer ve o anlarda kaç para olduğundan ziyade “ne yapıp-edip bu parayı bulurum döngüsü” başlar. İşte bağımlılık safhasından önce bedava olan uyuşturucunun gerçek maliyeti aşağıda anlattığımız gibidir.
Bir bağımlı, maddeye günde ortalama 50 TL, bir ayda - 1500 TL harcar!
Bir süre sonra işsiz kalır, işsizliğin maliyeti ortalama, asgari ücret üzerinden hesap edersek en az - 1000 TL’dir.
Geliri kalmadığı için ailesi ya da çevresi tarafından harcama yapılır. Ev kirası, faturalar, yemek ve diğer ihtiyaçlar için - 1500 TL dersek, - 4000 TL gibi bir bakiye ortaya çıkar.
Tedavi olmaya karar verirse, 1 tedavi masrafı ortalama, en iyimser hesap ile - 3000 TL’dir.
Bir genç bağımlılık yapıcı maddelerden birine EVET dediği zaman kendine ve çevresine ortalama – 7000 TL’lik bir maliyet ortaya çıkarmaktadır. Bu maliyetin içerisinde tedavinin en önemli parçası olan rehabilitasyon süreci yoktur ki en pahalı olan kısım tam da burasıdır.
Bir bağımlının maliyetini hesaplarken – (eksi) tanımlamasında bulunmamızın nedeni, üretmeden tüketen bir bağımlının, kendisi başta olmak üzere, sevdiklerini ve parasını hesapsızca nasıl hızla tükettiğinin daha iyi anlaşılması içindir.
Hayata + (artı) bir değer katmayanların bakiyesi her zaman – (eksi) de kalır…
Bağımlı olmanın – (eksi) en düşürücü bir diğer maliyeti ise beraberinde çeşitli suçları açığa çıkarmasıdır. Bu aynı zamanda, herkese zarar veren toplumsal bir maliyettir.
Uyuşturucu bağımlılıkları ile ortaya çıkan başlıca suçlar:
Gasp
Kapkaç
Yankesicilik
Hırsızlık
Uyuşturucu satıcılığı
Cinayet
Trafik kazaları…
Bazen küçümsediğimiz yalanlar, bir bağımlının suç makinesine dönüşmesi için ilk işlediği suçtur! Yalan başlamadan, bağımlılık başlamaz!
Bağımlı olmamak ve doğuracağı diğer şiddetleri engellemenin maliyeti: -HAYIR- diyebilmekle mümkündür. Ve bunun maddi maliyet göstergesi 0 (sıfır) rakamı ile açıklanabilirken, insanca yaşamak ise paha biçilemez bir kazanımdır.
Bağımlı psikolojisini anlayabilmenin en etkili yolu suçlu psikolojisini anlamaktan geçer! Çünkü bağımlılığı devam eden her insan başta uyuşturucu suçu olmak üzere diğer birçok suçu işleme adayıdır! 
Ergen: Var mı beni anlamak isteyen!
Ergenlik, fiziksel ve zihinsel alanda çok önemli değişikliklerin yaşandığı ve gencin “KİM”  olduğu sorusunun cevabını aradığı zor bir dönemdir.
Genç, bu dönemde yaşadığı kimlik bunalımı sebebiyle çoğu zaman nedenini kendisinin de anlayamadığı öfke ve kaygı nöbetleri yaşar, tepkileri çoğu zaman aşırı ve çatışmacı, duyguları da yoğundur.
Ergenliğin başlangıcında çekingen ve öz güveni az olan gencin ileri ergenlik döneminde özgüveni artmaya başlar. Bu dönemde genç için arkadaşları ve onlarla ilişkileri anne babasının önüne geçmeye başlar.
Tüm bunlar ergenlik dönemi içerisinde yaşanması gereken normal süreçlerdir. Bununla birlikte yaşanan bu kimlik bocalamasını bazı gençler çok kolay atlatırken bazıları çok daha zor geçirirler.
Ergenlikte Bağımlılık
Araştırmalar, beynin 24–25 yaşında tam olgunlaştığını ve bir yetişkin beyni haline geldiğini göstermektedir. Beyin bu yaşa kadar sürekli gelişir ve değişiklikler gösterir.
Beynin, 10’lu yaşlarda yapım aşamasında olması ve devam eden yıllardaki gelişimsel değişiklikleri, gençlerin sonuçlarını düşünmeden kolaylıkla riskli ve tehlikeli davranışlar sergilemelerini anlamamız için bize fizyolojik açıklamalar sunar.
İnsanın hareketlerinin risklerini, yarar ve zararlarını analiz eden ve çok riskli durumlarda bireyi durdurmaya yardım eden bölge, beyinde gözlerin üzerindeki “frontal (ön) bölge”dir.
Frontal bölgenin görevi, düşünülmeden yapılan hareketleri yavaşlatmak ya da durdurmaktır. Bu bölge ancak 20’li yaşlardan itibaren beynin diğer bölümleriyle iletişim kurmaya başlar. Yani ergenlerin büyük çoğunluğunda, beyinlerinde “dur” mesajlarını taşıyan devreler henüz tam oluşmamıştır. Bu sebeple:
• Birey içki, sigara ya da bağımlılık yapıcı maddeyi ergenlik döneminde denerse, bu denemenin bağımlılığa dönüşmesi o kadar kolay ve hızlı olur.
• 15 yaşın altında içki, sigara ya da bağımlılık yapıcı maddeye başlayan çocukların, 21 yaşında başlayanlara göre bağımlı olma riskleri 4–5 kat daha fazladır.
• Ergenler, bedenen yetişkinlerden daha küçük oldukları için alkol ve bağımlılık yapıcı maddelere karşı toleransları çok daha düşüktür.
Ergen Anne/Babası Olmak
• İlk ergenlik döneminde çocuğunuzu özgüveni düşük ve çekingen olduğu için küçümsemeyin, aşağılamayın. Onu anladığınızı hissettirin ve destekleyin.
• İleri ergenlikte sizden uzaklaştığı ve arkadaşlarıyla daha fazla zaman geçirmek istediği için bozulmayın ve ona küsmeyin.
• İlişkinizi devam ettirmek için çocuğunuzla konuşun, sizi geçiştirse bile sevecen sorularla onunla ilgilendiğinizi gösterin.
• Çocuğunuza nasihat etmek yerine, onu sabırla dinleyin, sık sık sözünü kesmeyin, kendisini tam olarak ifade etmesine izin verin.
• Onu anladığınızı, çocuğunuza hissettirin. Benzer yaşanmışlıklarınız varsa bunları onunla paylaşarak, sizin de aynı şeyleri yaşadığınızı anlamasını sağlayın.
• Çocuğunuz ergenlikte yaşadığı bu çalkantılı durumun sebebini çoğu zaman kendisi de anlayamaz. Ona yaşadıklarının ergenlikle ilgili olduğunu, bu dönemin zor bir dönem ve yaşadıklarının normal olduğunu söyleyin.
• Çocuğunuzla ilgili olun ama her işine karışmayın. Ne yaptığını, kimlerle ve nerede olduğunu bilin.
• Size ihtiyacı olduğunda yanında olduğunuzu hissettirin. “Ben sana demiştim” demeden yaşadığı durumdan ders almasına yardım edici geri bildirim verin.
• Çocuğunuzla birlikte düzenli olarak sevdiği aktivitelere katılın. Çocuğunuzla ortak bir aktivitenin olması ilişkinizin sağlıklı devam etmesine yardım eder.
• Tutarlı, kararlı ve sağlıklı davranışlarınızla ona örnek bir rol model olun. Siz sigara içerken çocuğunuza “sakın sigara içme” demek işe yaramayacaktır.
• Çocuğunuzun başarılarını övün, ona kendini değerli hissettirin.
• Çocuğunuz başarısız olduğunda onu azarlamayın. Başarısızlığının sebebini anlamak için onunla konuşun, anlattıklarını dinleyin. Bu başarısızlıkta sizin de bir rolünüzün olup olamayacağını sorarak onunla ilgili sorumluluk aldığınızı ona gösterin.
• Bazen çocuk ve aile için çok zor atlatılan ergenlik döneminde çocuğunuzun kötü alışkanlıklar edinmemesi için ona alternatif iyi alışkanlıklar sunmanız çok önemlidir. 
• Resim, müzik, tiyatro ya da spor gibi ilgili olduğu alanlarda onu destekleyin, varsa bu alanlara yeteneklerinin ortaya çıkmasına yardım edin.
• Unutmayın siz de çocuk ve genç oldunuz. Siz de ergenlik döneminden geçtiniz. Çocuğunuzu anlamak için zaman zaman kendinizi onun yerine koymaya çalışın.
• Kız ve erkek çocukların ergen dönemlerini birbirilerinden farklı yaşadıkları göz ardı edilmemelidir.
Dervişin fikri neyse, zikri de o olmalıdır!
Türkçemizde yerleşmiş, kitap özeti gibi sözler boldur, bu bollukta ortaya çıkan bu sözler, eğer istersek, bize doğru yolları gösterir. İşte onlardan biri, “dervişin fikri neyse, zikri de odur” bir diğeri ise, “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözüdür. Ve bu sözleri her yetişkin bilir ama işine gelir söyler, işine gelir aklına bile getirmez.
Çocuk dünyaya getirmek demek rol model olmayı en baştan kabul etmek demektir. “Benim hayatım başka, çocuklarımın hayatı başka” diye gereksiz bir cümleyi ebeveyn sorumluluğu almış hiçbir yetişkin kuramaz. Ebeveyn olduğu halde sorumluluk almamış birçok yetişkinin varlığı, bağımlılıkla mücadelede işimizin ne kadar zor olduğunu göstermektedir.
Kendi bağımlılığını hiç irdelemeyen bir yetişkin, elinde sigarayla evladının esrar içmesinin paniğini yaşar. Esrar maddesine davet edilen her çocuk, “oğlum-kızım, baban-annen sigara içmiyor mu? İçiyor, e bu da sigara gibi bir şey işte, zararlıysa sigara da zararlı, esrar da zararlı, onlar önce kendi içtiklerine baksınlar” diye davet edilir. Bu davetin içerisinde habersizce rol aldığının farkına varmayan anne-baların işi her zaman zor olmuştur.
Çocuklarınızın hayatındaki cümleleri, aldıkları nefesleri duymak için önce özeleştirilerinizi samimi yapmak zorundasınızdır. Yani bağımlı çocuk ana-babası olmamak için, önce kendi bağımlılıklarınızdan tadilata başlamalısınız.
Dervişin fikriyle zikri bir olmalıdır atasözümüze iki güzel örnek vererek, ne demek istediğimi daha iyi anlatmak istiyorum, birinci örnek yüzyıllar öncesinden, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri’nin başından geçiyor, sözü dinlenilir, yetişkin insan nasıl olunur örneği.
Önce Nefsine söyle, bal yemesin
Çocuğun birisi, “bal yeme hastası” imiş, yani günümüzün değimiyle bal yeme bağımlısı. Yatar kalkar, gezer dolaşır, “bal” istermiş hep. Ana-baba, hastalanmasından korktukları çocuklarının bu bal tutkusunu önleyebilmek için her çareye başvurmuş...
Hekimlere gitmişler, tedbirler uygulamışlar, ama nafile! Çocuk, “bal” diye tutturuyormuş. En sonunda, çevreleri, İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri’ni tavsiye etmişler.
“Bir de O’na gidin!” diye, gitmişler...
İmam-ı Âzam; çocuğu almış karşısına, dönmüş ana-babasına; “40 gün sonra gelin” demiş. Anne-baba bir anlam veremese de, çaresiz geri dönmüş.
40 gün geçtikten sonra tekrar varmışlar İmam-ı Âzam Hazretleri’nin huzuruna, İmam-ı Âzam, şöyle bir bakmış çocuğa, sonra, iki eliyle yanaklarını okşayıp, şöyle demiş çocuğa: “Bundan sonra bal yeme emi evlâdım!”
O kadar!
Anne-baba yine şaşkın... Öyle ya, 40 gün boyunca bunun için mi beklediler? İmam-ı Âzam, bu sözü söylemek için 40 gün niye bekledi? Bunu düşüne düşüne dönmüşler evlerine.
Aaa, o da ne? Dakka başı “bal” isteyen çocuk, artık bal-mal istemiyor! “Bal hastası” çocuk, artık bal sürmüyor ağzına! Çocuk bal bağımlılığı konusunda iyileşmiş, normale dönmüş.
Merak etmişler bunun sebebini, tekrar gitmişler İmam-ı Âzam Hazretleri’nin huzuruna ve sormuşlar; “Ya İmam, nedir bunun hikmeti?”
Gülümseyerek cevap vermiş İmam:
“Niye 40 gün bekledim değil mi? Bunu merak ediyorsunuz, anlatayım, ben 40 gün önce siz geldiğinizde bal yiyordum, bal yememek gibi bir durumum ve bir engelim yoktu. Hatta o gün geldiğinizde ben öğlen yemeğinde bal yemiştim. Bal yiyen birinin, bir başkasına “bal yeme” demesinin hiçbir etkisi olmazdı. Size o gün gidin dediğimden itibaren yani 40 gün önce bal yemeyi kestim. Önce kendi nefsim de denedim bal yememeyi. Kendim başarınca; sözüm de tesir etti evlâdınıza!”
Ayakkabıcı Terapist
İkinci örnek çağımızdan yani günümüzden, Dr. Mustafa Merter Beyefendi yıllarca İsviçre’de psikiyatristlik yapmış, hem bizi, hem Avrupa’yı bilen bir doktor. “Dokuz yüz katlı insan” adlı çok önemli kitabının 76. sayfasında, yüzyıllar önce geçen bal hikâyesinin, günümüzdeki alkol versiyonunu bizimle paylaşıyor.
Kretschmer, A. Forel, baba-oğul Bleur’ler ve diğerleri, bir ömür boyu çok büyük fedakârlıklar göstererek bilimsel bir titizlikle insanı insanca araştırdılar ve ruhsal acılara çareler aradılar. Bu büyük doktorlar hastanede sabahlar, hastalarıyla bire bir ilgilenir ve yeri geldiğinde acziyetlerini ifade etmekten de çekinmezlerdi.
A. Forel ile ilgili şu anekdot, bu insanların idealist ve dürüst yaklaşımlarını açıkça gözler önüne serer: Forel, hastalarının alkol bağımlılığından kurtulmalarını bir türlü sağlayamaz. Oysa Burghölzli Hastanesi’nin hemen yanı başında ayakkabı tamirciliği yapan Bay Bosshardt hastalarından bazılarının alkolü bırakmasına vesile olur. Bunun üzerine Prof. Forel dünyaca ünlü bir hastanenin başhekimi olarak büyük bir tevazu ile ayakkabıcıya gider ve sorar: “Benim başaramadığımı siz nasıl başarıyorsunuz?” Bay Bosshardt gülümseyerek, “Doktor Bey” der, “Ben içmiyorum…”
Bunun üzerine Prof. Forel odasına çıkar, kendi kendisi ile yazılı bir anlaşma yapar ve alkolü bırakır.
Gördüğünüz gibi sorun bal olsun, alkol olsun diğer bağımlılık yapıcı maddeler olsun, birilerine yardım etmenin yolu kendimize yardım etmemizden geçmektedir. Yanlıştan doğru çıkmaz, “ben alkolümü alayım ama benim çocuklarım alkol almak için şu yaşı beklesin”. Beklemezler, beklemiyorlar. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, evlerinde alkol aldığını söyleyen gençlerin aldıkları alkolün kaynağı ebeveynleridir. Yani anne-babalar evde alkol olduğu sürece, bunu çocukları ile paylaşacaklarını bilmelidirler.
Bağımlılık yapıcı, beynin kimyasını bozan maddenin adı ne olursa olsun, ebeveynler kendi içtiğini masumlaştırma çalışmalarına girip, çocuklarının ya da başkalarının maddelerine zararlıdır anlayışı ile yaklaşmaya devam ettikçe, en sevdiklerinin bağımlılıkla ilişkilerine müdahale etmede yetersiz ve çoğu zaman geç kalacaktır-kalmaktadır.
Bağımlı bir çocuk Ebeveyni olmamak için gerekli kurallar
• Benim çocuğum asla yapmaz demeyin!
• Ben çocuğumun yapmaması için her şeyi yaptım deyin!
• Burnunuzla odasında olabilecek farklı kokuları koklayın ama burnunuzu gereksiz yerlere sokmayın!
• Bebeklikten, çocukluğa, ergenlikten, yetişkinliğe devam eden hayatlarının her safhasında onların birey olduklarını kabul edin.
• Özel eşyalarını karıştırmayın! Bunu yapıyorsanız iletişimsiz bir ebeveynsiniz demektir!
• Eğer varsa -ki artık herkes de var- cep telefonunu da karıştırmayın ama cep telefonundan kimlerle konuştuğundan, mesajlaştığından emin olun! Karıştırmadan nasıl bilebilirim diyorsanız, örnek; telefonu alırken anlaşmayı baştan yapın ve faturanın ayrıntılı geleceğini kendisine söyleyin. Buradan bir sonuca daha ulaşıyoruz, faturalı hat faturasızlara göre daha güvenlidir!
• Bağımlılık olgusundaki hataları net olarak gördüm dediğinizde gördüklerinizin tümü geriye dönük hatalardır ve maalesef zaman makinesine sahip olmayan bizler için bu hataları düzeltmek o kadar da kolay değildir. Sağlıklı olan günübirlik değil her an tedbirli olmaktır!
• Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun, kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.
• Çocuklarınızla aynı dili konuşmak zorunda değilsiniz ama onların dilini anlamak ve bilmek zorundasınız. Bu hem iletişiminizi hem de onların çoğu zaman bilinçli olarak şifrelemediklerini anlamanızı sağlayacaktır. Örnek; uyuşturucunun sokak ağzı ya da internetteki bazı terimler; chat, nick name, dalga-dümen gibi…
• Çocuklarınıza her zaman sarılın bunu ara sıra yapan bir ebeveynseniz hem sevginizi gösteremiyorsunuz hem de üzerine dışarıdan sinecek kokularından bihabersiniz demektir!
• Çocuğunuzun kaçıncı sınıfa gittiğini bilmiyorsanız (!) en azından hangi okula gittiğini bilin! Bunu bilebilmenin en güzel yolu gittiği okulu ziyaret etmekten geçer! Çocuğunuzun okuluna gitmek demek notlarını öğrenmek demek değildir, okul ziyaretlerini rakam merakınızdan öteye taşıyın. Notlar hayattaki başarıların tek göstergesi değildir.
• Okuldan kaçta çıkar, okulla ev arası ne kadar sürede gelinir? Yaya da olsa servisle de olsa bu süreyi bilmek zorundasınız! Servis görevlilerinin telefonlarını bilin, onlarla iletişimde olun. Öğretmenlerden aldığınız bilgiler kadar gerekli bilgileri bu insanlardan da alabileceğiniz gerçeğini ihmal etmeyin.
• Okulların önündeki uyuşturucu satan şehir efsanelerinden çok, okul içerisinde bulunan kullanıcı-bağımlı öğrencilerin varlığına inanın. Çocuğunuzu korumak için sağlıklı olan budur! Yani çocuğunuzun arkadaşlıklarını bilmek, arkadaşlarının anne-babaları ile iletişimde olmak rahatlatır.
• Alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmak demek madde kullanmanın kapısını aralamak demektir. İçecekse benim yanımda içsin gibi alternatifler kendinizi kandırmaktır. Kendi elinizle çocuklarınıza bu kapıyı açmayın. Her bağımlılık yapıcı madde bir başkasının önsözüdür.
• Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için öncelikle kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için gayret gösterin. Örnek; sigarayı bırakın!
• Evlenmek kadar doğal olan ama iyi de bir şey olmayan boşanma durumu yaşanacaksa, böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın. Anne ve babalıktan boşanmayın!
• Boşanmış çiftlerseniz; çocuğunuzu futbol topuna çevirmeyin. Annedeyse, baba rahat, babadaysa anne rahat, böyle bir şeye izin vermeyin. Eşinize olan intikam duygularınızı çocuğunuz üzerinden yaşamayın!
• Koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Tembel ve yaramaz bir çocuk da sizin çocuğunuz bunu unutmayın!

Madde kullanan “çocuk-genç-kişi” nasıl anlaşılır?
Zor soru. Bir o kadar da kolay. Böyle bir çelişki olur mu? Bu sorunun cevabında ebeveynlere net verilecek bilgi, çelişkiyi ortadan kaldıracak ipucu şudur; “zor ya da kolaylık çocuklarınızla olan iletişiminizin sonucudur!”. Çocuklarımız doğdukları gün konuşamadıkları halde dertlerini, sıkıntılarını ve keyiflerini anne-babaya net olarak anlatabilirler. Anne çocuğundan gözünü bir an olsun ayırmadığı için bebeğinin gözleriyle kurduğu iletişimle her şeyi anlar. Ağlar, karını doyurur, gazını çıkarır, altını temizler daha da ağlıyor doktora götürür ve illa ki o ağlamayı anne durdurur. Gülüşleri ömre bedeldir. Ve her şey yolunda mesajının net habercisidir. Bebekken çocuklarımızın ağlamak ve gülmek kolaylığında hiç konuşmadan verdikleri mesajlar büyüdükleri zaman değişmeye başlar ama asla ebeveynlerini mesajsız bırakmazlar. Konuşurlar ve bazen hiç konuşmamaları da verdikleri en büyük mesajdır.
Ve maalesef, gençlerin uyuşturucu kullanımı -bilhassa ergenlik dönemlerinde- anne-babalarına verdikleri en büyük mesajdır. Bu mesajın anlaşılması için etkin iletişimin olması ve birlikte geçirilen zamanın iyi değerlendirilmesi gerekir. Çocuklarımız büyüdükçe onlara daha az sarılıyor olmamız böyle bir sorun karşısında durumu daha geç öğrenmemize neden olacak en önemli etken olarak örnek verilebilir. İşine çok bağlı bir baba çocuklarına yalnızca “sponsor baba” oluyorsa, anne eşiyle yaşadığı sorunları çözmek yerine bu sorunun acısını çocuklarından çıkarıyorsa, o ailenin çocuğunun uyuşturucu kullanması ve ailenin de bu sorunu görememesi sürpriz bir sonuç değildir.
Madde kullanan kişiyi anlamak için kesin bir ölçü yoktur. Kişilerde görülen davranış değişikliklerini hemen uyuşturucu kullanımına bağlamak yanlış olur. Unutulmamalıdır ki; ergenlik döneminde de, ruhsal ve bedensel değişiklikler sık görülür. İyi bir ilişki, iyi bir gözlem dönemi olmadan hayatın normal neticeleri ile uyuşturucuların kullanımı sonucu ortaya çıkan neticeleri birbiriyle karıştırılabilir. Çocuğunuzu “gözlem” ile “gözetlemeyi” birbirine karıştırmayın. Gözlem; sağlıklı bir ilişki ile. Gözetleme; arkasından iş çevirmeyle gerçekleşir, UNUTMAYIN!
Tüm bu anlattıklarımıza rağmen somut bir takım veriler vermekte fayda var:
1- Uyuşturucu kullanan bireyin çevresi bir süre sonra tamamen değişir. Kendisi gibi kullanan kişilerle daha çok vakit geçirir. Çünkü içmeyenler bundan rahatsız olur, içmesine itiraz eder ya da içmeyen çevresi de ona katılır. Dolayısıyla bu durum bir zaman sonra çevresindeki herkesin bağımlı bireyler olmasıyla neticelenir.
2- Öz bakım disiplini kaybolur. Kıyafetinden beden temizliğine kadar gözle görülür değişmeler olur.
3- Normal zamanda harcadığı paranın üzerinde harcamalar ortaya çıkar.
4- Daha önce hiç yalan söylemeyen çocuğunuzun yalanlarını yakalar ve bu yalanların sıklığının arttığını fark edersiniz.
5- Bir takım para edecek özel eşyalarının ya da ev eşyalarının kaybolduğunu görürsünüz.
6- Odasında daha çok vakit geçirir. Evde madde kullanacak safhaya gelmişse bunu ya odasında kapıyı kilitleyerek ya da banyo-tuvalette yapar.
7- Öğrenci ise derslerinde başarısızlık başlar. İşe gidiyorsa iş disiplini bozulur.
8- Evde olanlarla göz göze gelmemek için aile bireyleri ile daha az vakit geçirir.
9- Tam olarak ebeveynlerin emin olmadığı dönemlerde kullandığını inkâr eder, kullandığı açığa çıkınca da ya önce “bırakmam için bana yardım edin” deyip bir süre daha “nasılsa biliyorlar” deyip fütursuzca içer veya gerçekten yardımı kabul eder. Bu safhada aile çocuğunun sorununu kabullenmeden ona yardım edemez. Çünkü bu safhada bağımlı birey çok iyi yalan söyler!
10- Kullandığı maddeye göre vücudunda yaraların çıkması bir standart değildir. Kimi madde buna sebep olur kimi madde olmaz.
11- Yakılarak kullanılan her madde bedende ve kıyafetlerde koku bırakır.
12- Dumanlı her madde kullanımında gözlerde kızarıklıklar görülür.
13- Uyuşturucu kullanıyor ise miskin tavırlar, uyarıcı madde kullanıyor ise anlamsız geçici enerji durumları gözlenir.
14- Hayal gösterici maddeler ve etkisinde olunan hemen her madde kişinin uyanıkken, konuşurken aranızda olmadığı izlenimini çok rahat gözlemlemenizi sağlar.
15- Tüm bu maddeler tek başına yeter-şart değildir! İyi bir gözlem, iyi bir iletişimle birleştirilmeden bu sorundan emin olmanız zordur…
Gençler neden uyuşturucuya yönelir?
Gençler hayatı merak eder. Dolayısıyla uyuşturucuyu da merak ederler. Çoğu zaman da çevrelerinden gelen “bir kereden bir şey olmaz!” telkini (kandırmacası) nedeniyle bu meraklarını gidermek için kendilerini “kobay” olarak kullanırlar. Gençler arasında bu dönemlerde arkadaşlık ilişkileri, ailenin yerini alır. Bir arkadaş topluluğu içerisinde genel kabul görmüş bir uyuşturucu eyleminin tarafı olmak çoğu zaman kaçınılmaz bir sondur. Bu nedenle çoğu zaman uyuşturucu kullanmamanın en etkin yolu: “YAKLAŞMAMAKTIR!”
Bir de gençlerin yaradılışları gereği o dönemin heyecanı, enerjisi, her şeyle ve herkesle bir anlamda girdikleri inat yarışı, kendilerini ispat halleri de, bu maddelerle karşılaştıklarında tehlike oluşmasının nedenleri arasındadır.
Ayrıca:
1- Aile içi iletişimin zayıflığı
2- Ebeveynlerin ayrılmak üzere oluşu ya da ayrılmış olmaları, ebeveynlerden birinin kaybı
3- Kendini ifadede yetersizlik, özgüven eksikliği
4- Popüler kültüre uyum göstermek zorunda hissediş
5- Çoğunluk içerisinde azınlık psikolojisi
6- Yaşam idealleri konusundaki kararsızlık
7- Sorumluluk almama
8- Hedefsiz olma
9- Hayat becerilerinin azlığı
10- Birey olabilmenin henüz farkında olmamaları, yetişkinlerinde birey olarak onları kabul etmemeleri
11- Özdenetimlerinin tam olarak gelişmemesi
12- Aykırı davranışlarla ilgi çekmeye çalışma
13- Korkusuzluk ispatı
14- Uyuşturucular arasında tasnif yaparak daha az zararlı, daha çok zararlı diyerek kendini kandırma
15- “İlla da bir şeyler içilmeli” mesajı veren arkadaş grubu içerisinde bulunarak, grup statüsü kazanma isteği gibi durumlar gençlerin neden uyuşturucuya yöneldiklerini izah edebilir.
Sayılan bu maddeler yine tek başlarına yeter-şart değildirler. Mesela burada saymadığımız herhangi bir sebep belki de ilk defa duyacağımız bir neden, gençlerin madde kullanmaya yönelmesini izah edebilir. Bu maddelerin bir sonu olmadığını söyleyerek sorunun boyutunu izah etmek de mümkün…
Madde Kullanım İşaretleri
• Bitkinlik
• Aşırı hareketlilik
• Cansızlık
• Dalgınlık
• Uyuklama
• Uyku bozukluğu
• Konuşma güçlüğü
• Burun akıntısı
• Terleme
• Titreme
• Gözde kanlanma
• Gözde kızarma
• Göz bebeğinin küçülmesi
• Göz bebeğinin büyümesi
• Konuşma güçlüğü
• Dilin pelteleşmesi
• Denge bozukluğu
• Yüzün kızarması
• Kabızlık
• İshal
• Mide ve bağırsak şikâyetleri
• Yürüme bozukluğu
• Solunum güçlüğü
• Vücudun farklı yerlerinde ağrılar
• Ani duygu-durum değişiklikleri
• İlgi-istek kayıpları
• İfadesiz bakışlar
• Donuk ifade
• Gerçek hayattan kopma
• Başarıda azalma
• İç-dış tüm disiplin davranışlarından uzaklaşma
• Özensiz ve bakımsız dış görünüş
• Pisleşme
• Gerçek dışı konuşma
• Hayal ve gerçek kavramlarının kargaşası
• İçe kapanıklık
• Çevre değişikliği
• Konuşma dilinin değişmesi
• Uyuşturucu argoların günlük konuşmaya girmesi
• Aşırı para harcama
• Evden eşyaların kaybolması
• Suç işleme eğilimi
• Asi davranışlar
• Evden farklı yer ve ortamlarda vakit geçirme eğilimi
• Maddelerin kokusu
• Boş vermişlik
• İştah kaybı
• Saygısız davranışlar…
DİKKAT: Madde kullanım işaretlerinin bir ya da birden fazlasının bir arada görülmesi, gözlemlenen kişinin uyuşturucu kullandığına karar vermek için yeter şart değildir. Çünkü sayılan tüm maddeler bir sağlık problemi veya hayatın içerisinde herkesin başına gelebilecek bir olayın neticeleri de olabilir. Bundan emin olmanın yolu ebeveyn-çocuk iletişiminin güçlü tutulmasıyla mümkündür.


Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Anlarsanız Bu Konulara Dikkat Edin!
Anne ve babalar; çocuğunuzun uyuşturucu kullandığını anladığınız zaman:
• Paniğe kapılmayın. Panik, doğru adımları atmanın önündeki en büyük engeldir.
• Öfke ile hareket etmeyin.
• Sakinleşmeden konuşmayın.
• Sorunu görmezden gelmeyin
• Durumu gözlemleyin
• Çocuğunuzun sosyal çevresini inceleyip, sorunun kaynağını tespit etmeye çalışın
• Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini gözden geçirin
• Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanmasının sebeplerinin arasında, sizin de eksik ve yanlış davranışlarınızın olduğunu göz ardı etmeyin
• Aile toplantısı yapın, karşılıklı suçlamalar yerine her aile bireyinin özeleştiri yapmasını sağlayın
• Sorunu öğrenen, diğer ebeveynden saklayarak çözüm üretmeye kalkmasın
• Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın
• Bir uzmanın bilgisine başvurun
• Uzmanın tavsiyeleri doğrultusunda hareket edin. Destek alınan uzmanın psikolog ya da psikiyatr olması yetmez, bu alanda özel çalışmaları olan ve bağımlılık alanında eğitim almış bir uzman olması şarttır.
• Çocuğunuzu sıkmadan, sevgi ve şefkatli bir yaklaşımla ona daha fazla zaman ayırın
• Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip, güçlendirmeye çalışın
• Tahammüllü sevgiyi öğrenmeden başarı kazanılması mümkün değildir. Çünkü bağımlıların en büyük özellikleri birinci tedavide başarı oranının çok düşük olmasıdır. Yani bırakıp yeniden başlamalarına hazır olmak gerekir.
• Bağımlılık hastalığı, hastanede yatıp çıktıktan sonra biten bir sorun değildir ki esas mücadele hastaneden sonra başlar.
• Bağımlıya destek olacak sevenleri en az onun kadar bağımlılık konusunda bilgi sahibi olmak için gayret etmek zorundadırlar yoksa bağımlı birey diğer bireyleri kandırır.
• Bağımlılık tedavisi ve bilhassa rehabilitasyon süreci sadece bağımlı hastasını kapsamaz, aile bu süreçte hep birlikte hareket etmelidir yani bu bir takım çalışması olmadan olmaz.
• Bağımlılığın gelişmiş olduğu bir çocuğun kurtulmasının yegâne yolu onu bilginin gücü ile ikna etmektir. Diğer yöntemlerin geçici ve neticesiz olduğu birçok tecrübe ile sabittir 
• Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Bu hastalıkta “iyileştim” yoktur. Bağımlı ve ailesi, “iyileşmekte olan bir bağımlıyım”, “çocuğumuz iyileşmekte olan bir bağımlı” demeyi öğrenmeden sağlıklı bir neticeye ulaşamazlar.

Çocuğunuzu Uyuşturucu Bağımlılığından Korumak İçin
Hiçbir anne baba çocuğunun uyuşturucu kullanmasını ve bağımlı olmasını istemez. Bu çok doğaldır ama ne yazık ki “benim çocuğum uyuşturucu kullanmasın, bağımlı olmasın” demekle bu sorun çözülmez. Çocuklarımızın yanlış ve kendilerine zarar verecek sağlıksız davranışlardan uzak durmasını istiyorsak, onlara doğru ve yararlı alternatif davranış seçeneklerini biz sunmalı hatta kendimizde bu şekilde davranarak örnek tol modeller olmalıyız. Çocuğumuzun uyuşturucu kullanmamasını ve bağımlı olmamasını istiyorsak eğer bunun için üstümüze düşen görevleri öğrenme ve yerine getirme sorumluluğumuz vardır. Bir çocuğun uyuşturucu kullanması ve bağımlı olması sadece onun sorunu ve sorumluluğu değildir. Bu önce çocuğun ailesinin sorumluluğudur.
Anne Babalar!
• Çocuğunuz, uyuşturucu kullanmadan ve bağımlı olmadan önce “Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Bağımlılığı Önleme” eğitimlerine katılmalı ve bilgilenmelisiniz.
• Varsa kendi bağımlılıklarınızla –sigara/alkol/internet– yüzleşmeli ve tedavi olmalısınız.
• Çocuğunuz uygun yaşa geldiğinde onun da uyuşturucu maddeler ve bağımlılık eğitimleri almasını sağlamalı ya da siz uygun bir dille çocuğunuzu bu konuda bilgilendirmelisiniz.
Rol Model Olun!
• Öncelikle tutarlı ve sağlıklı davranışlarda bulunarak çocuğunuza rol model olun.
• Çocuğunuzun kitap okumasını istiyorsanız, siz de kitap okuyun. Okuduğunuz kitaptaki ilginç bilgileri onunla paylaşarak ilgisini çekmeye çalışın.
• Spor yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Ailenizle birlikte yürüyüşlere çıkın, bisiklet gezileri düzenleyin.
• Kendi bağımlılıklarınızdan kurutulun. Mesela içiyorsanız sigarayı bırakın!
• Çocuğunuzla birlikte kaliteli zaman geçirin.
• Kendi çocukluk anılarınızı hatırlayın. Hatta yazın, yazarken detayları daha iyi hatırlarsınız. Bu anıları hatırlamanız ve çocuklarınızla paylaşmanız onlara karşı tahammüllü olmanızı sağlayacaktır.
• Çocuklarınızla konuşurken her defasında kendi hayatınızla kıyas ederek anlatımlarda bulunmayın. Kendi hayatınızı anlatmanızın bir dozu olmalıdır.
Çocuğunuza Saygı Duyun!
• Çocuğunuza güvenin ve bunu ona hissettirin. Size ihtiyaçları olduğunda onların yanında olarak çocuğunuzun da size güvenmesini sağlayın.
• Her fırsatta değerli olduğunu ve koşulsuz sevdiğinizi ona hissettirin.
• Size yanlış ya da saçma bile gelse fikirlerine değer verin ve dinleyin. Onları terslemez, azarlamazsanız ve acımasızca yargılamazsanız sizden bir şey saklamak zorunda hissetmez ve her konuda sizinle konuşabileceklerine inanırlar.
• Size ters gelen farklı bir fikirle gelse bile ona karşı çıkmayın. Dinleyin, konu hakkındaki endişelerinizi dile getirin ve sizin rehberliğinizde yapmak istediklerini denemesine izin verin.
• Unutmayın, çocuğunuz siz değil. Sizin yaşamsal tecrübelerinize sahip değil. Siz nasıl bu tecrübeleri yaşayarak ve hata yaparak edindiyseniz onunda kendi tecrübelerini kazanmasına izin verin.
• Hatalarından sonra “ben sana demiştim” demek yerine “bu tecrübeden nasıl bir sonuç çıkardın” diye sorarak onun hatasından ders çıkarmasına yardım edin.
• Çocuğunuzun arkadaşlarıyla ve arkadaşlarının aileleriyle tanışın. Seçtiği arkadaşları beğenmeseniz bile seçimlerini asla yargılamayın. Bu onu sizden uzaklaştıracak ve belki de kendisi için gerçekten tehlikeli olabilecek arkadaşına yaklaştıracaktır. Endişelerinizi olumlu bir şekilde dile getirin ve arkadaşını daha iyi tanıması için ona rehberlik edin.
Çocuğunuza Sorumluluk Verin!
• Çocuğunuza güvendiğinizi göstermenin bir yolu da ona sorumluluk vermektir. Ona sorumluluklar verin.
• Sevdiği evcil bir hayvanı beslemesine izin verebilirsiniz. Ona yapması gerekenler konusunda yardım edin, yol gösterin ama sevdiği hayvanın bütün bakım sorumluluğunu çocuğunuza verin.
• Kendi yatağının, odasının ve eşyalarının toplanmasının sorumluluğunu ona verin. Her şeyi mükemmel yapmasını beklemeyin ama çabasını fark ettiğinizi hissettirin ve övün.
• Çocuğunuz verdiğiniz sorumlulukların hepsini mükemmel olarak yerine getiremeyebilir. Mesela yatağını sizin gibi yapamadığında “benim gibi düzgün yapamamışsın” diyerek bozup yeniden yapmayın. Bırakın birkaç gün öyle toplasın, “burayı şöyle yapsak daha mı güzel olur acaba” diyerek her seferinde bir öneride bulunun ve kendisinin düzeltmesini bekleyin.
• Çocuklarınızın sizin yaptığınız işlerin değeri bilmesi için ev işlerinde size yardım etmelerini isteyin, buna izin verin. Mesela masayı hazırlamak ya da yemek bitince masayı toplamak, sırayla çocuklarınızın görevi olsun.
Ona İyi Alternatifler Sunun!
• Bütün çocuklar kendilerine özgü yeteneklerle doğarlar. Çocuğunuzun sahip olduğu yeteneği keşfetmesine izin verin.
• Çocukların ve gençlerin ilgi alanları çok çabuk değişebilir. Bir gün önce futbolcu olmak isterken ertesi gün futboldan nefret ettiğini söyleyebilir. Bu normaldir, anlayışla karşılayın.
• Çocuğunuz gitar çalmaya ilgi duyarsa, imkânınız varsa onu gitar kursuna gönderin. “Artık gitar çalmak istemiyorum, basketbolcu olmak istiyorum” dediğinde kızmayın. Unutmayın çocuğunuz “kim olduğunu ve bu hayatta ne yapmak” istediğini bulmaya çalıştığı bir süreçten geçiyor.
• Günümüzde resim, tiyatro ve müzikle ilgilenenler için Belediyelerin düzenledikleri çeşitli kurslar mevcut. Çocuklarınızı bu kurslara göndererek neye ilgisi olduğunu keşfetmesine yardım edebilirsiniz.
• Sporu hayatının bir parçası haline getirmesine yardım edin.
Bağımlılıklara karşı İyi Bir Alternatif: Spor!
• Futbol, basketbol ya da voleybol gibi takım sporları, gençlerin iletişim, çatışma yönetimi ve bir amaca ulaşmak için diğer insanlarla birlikte çalışma becerilerinin gelişmesine yardım eder.
• Masa tenisi, atletizm ya da yüzme gibi bireysel sporlar, gençlerin öz güven, öz disiplin ve kişisel hedef koyma gibi becerilerinin gelişmesine yardım eder.
• Dağcılık, rafting ya da snowboard gibi ekstrem sporlar, gençlerin macera ve heyecan arayış ve ihtiyaçlarını gidermelerine yardım eder.
• Kros koşuları, bisiklet ya da oryantiring gibi doğa sporları, gençlerin doğanın değerini anlamalarına ve doğaya saygılarının gelişmesine yardım eder.
• Spor; gençlere yarışma, yardımlaşma ve eğlence imkânı sunar.
• Gencin bedenini tanımasına ve bedenin sınırlarını keşfetmesine yardım eder.
• Gencin kendisi gibi spor yapan arkadaşlar edinmesini sağlar.
• Fiziksel ve zihinsel sağlığını korumasına yardım eder.
• Kilo vermesine ya da almasına yardım ederek, istediği bedene sahip olmasını sağlar.
• Takım arkadaşlarına ve rakiplerine saygı duymayı öğrenir.
• Risk almayı ve risklerle başa çıkmayı öğrenir.
• Serbest zamanlarında yapacak bir aktivitesinin olduğunu bilmenin rahatlığını yaşar.
• Kuralların varlığını, kurallara uymayı ve saygı duymayı öğrenir.
Bilimsel Araştırmalar, sporun gençlerde:
• Akademik performansı artırdığını,
• Kendine güveni geliştirdiğini,
• Stresle daha kolay başa çıkmaya yardım ettiğini,
• Aile ile ilişkilerini iyileştirdiğini,
• Zamanını iyi değerlendirme becerisi kazandırdığını,
• Sorumluluk gelişimi sağladığını,
• Disiplinli bir hayatın yerleştiğini göstermiştir.

Sevgili Anneler, Sevgili Babalar çocuklarınızı evlerinizde öyle ağırlayıp, öyle uğurlayın ki, her nerede nasıl vakit geçirirlerse geçirsinler, gelecekleri en iyi yer evleri olsun…


BU BÖLÜMÜN BAŞKA BİR İNTERNET ORTAMINDA VE BASKI YAPILARAK YAYINLAMASI TELİF İHLALİNE SEBEP OLACAKTIR. BU SİTE DIŞINDA BASKI VE DİĞER HER ŞEKİLDE YAYINLANMASIYLA İLGİLİ TÜM TELİF HAKLARI NEMESİS KİTAP VE YAYINCILIĞA AİTTİR.