Fiyakalı Komiserin naylon fiyakalar ile mücadelesi:

Yıl 2005. Bir telefon aldım. “Ben Narkotik Şube Başkomiseri Zafer Ercan. Bir kitap projem var. Sizinle görüşmek istiyorum.” dedi, telefondaki kibar sesli, sesinden genç olduğu anlaşılan adam. Randevulaştık. İki-üç gün sonra yayınevinin danışmasından aradılar. Başkomiser Zafer Ercan’ın geldiğini bildirdiler.

Kapıdan içeri uzun saçlı, bıyıkları çenesine doğru uzanan, deri ceketli, kot pantolonlu bir adam girdi odamdan içeri. Tanıştık, tokalaştık. Parmaklarında yüzükler vardı, bileğinde deri kordonlar. Yazdığı kitaptan bahsetti. Sokakta kullanılan, satılan uyuşturucu çeşitlerini, insan metabolizmasında ne tür etkiler gösterdiklerini, ebeveynlerin, öğretmenlerin çocuklara nasıl sahip çıkmaları gerektiğini anlatan ve tanıklıklara da yer veren bir kitaptı. İlgimi çekti. Ancak polis olduğuna inanmakta zorlandığım bu genç başkomiserin anlattığı kitabını doğru düzgün yazıya aktardığından da şüphe ediyordum. Kitabı bıraktı ve gitti.

Kitabı okumaya başlayınca Zafer Ercan’ın Türkçeye olan hâkimiyeti, anlatım yeteneği karşısında şaşkınlığa düştüm.

Mükemmel bir narkotikçi olduğu kadar mükemmel bir yazar da olacaktı Zafer Ercan.

İşte 2005 yılının mayıs ayında Testi Kırılmadan adlı kitabı okurlarla böyle buluştu. İkinci kitabını da birlikte çalıştık, ardından başka yayınevlerinde başka kitapları da yayımlandı Zafer Ercan’ın. Artık bizim yayınevinin yazarı olmasa da bağlantıyı hiç koparmadık Zafer’le.

Yıllar sonra Zafer Ercan polisiye (narkotik) olayları anlatan bir hikâye kitabı hazırlığı içinde olduğunu söyledi bana. Birkaç hikâyeyi yolladı. Okudum. Hepsi birbirinden ilginç ve sürükleyiciydi. Her hikâyenin kahramanı da aynıydı: “Komiser Yavuz”. Bu hikâyeler olaylar ve konu itibarıyla da birbirini izliyordu. Bunun aslında bir roman olduğunu, bu doğrultuda çalışmasını Zafer Ercan’a ilettim. Yani ondan zor olanı istedim, çünkü altından alnının akıyla çıkacağını çok iyi biliyordum. Aklına yatmış olacak ki hikâyeleri romana dönüştürdü.

Ve şimdi elinizde tuttuğunuz “Naylon Fiyaka: Cürmümeşhut” adlı roman çıktı ortaya. Zafer Ercan bir kez daha yazma konusunda ne denli başarılı olduğunu kanıtlıyor bu romanda. Türk polisiye romanına bir narkotikçi olarak yeni bir soluk getiriyor. Romanında kullandığı sokak dili, polis jargonu o hayatı yakından bildiği için asla zorlama durmuyor, sahiciliğini kat kat artırıyor.

Türk ve dünya polisiye edebiyatını araştıran, okuyan, bazı romanları Türkçeye çeviren ve 25 yıl editörlük yapmış biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, kişi ve mekân tasvirleri son derece gerçekçi. Türkçeye hâkimiyeti, ifade yeteneği bu romanda en üst seviyede. Kılı kırk yararak, büyük emek vererek yazdığı bu romanda bir su damlası kadar katkım olduysa ne mutlu bana.
Komiser Yavuz’un yeni maceralarını okurlar merak ve heyecanla bekleyecekler.

Türk edebiyat dünyasına hoş geldin, kalemine kuvvet sevgili Zafer Ercan kardeşim.

Tankut Gökçe

İlk kitabım Testi Kırılmadan'ın, Ahmet Ümit'in kitaplarının editörü ve Fransız Yazar Jean- Christophe Grange'ın kitaplarının çevirmeni Sevgili Tankut Gökçe, ilk romanım Naylon Fiyaka: Cürmümeşhut'un ilk günden son güne tüm yazma aşamalarında bana rehberlik etmiştir. Ve romanımla ilgili bir nezaket daha göstermiş ve bu yazıyı kaleme almıştır. Kendisine bir kez daha buradan teşekkür ediyorum.

Bir yazar bir romanı asla tek başına yazmaz. Akıllı başların yardımı şarttır.