Gençler İçin

Bağımlılıkla Mücadele Rehberi

Gençler için

Uyuşturucu Kullanırsan, Kullanılırsın!
Çünkü uyuşturucu; parası olanın parasını, parası olmayanın bizzat kendisini kullanır… 
Bağımlılık nedir?
Kullanıcı bir kereden fazla kullanmaya devam ettiği maddeyi çok istemesine rağmen bırakamıyorsa, tam tersine madde kullanım sayısı arttıkça aldığı dozlar da artıyorsa, maddeyi bulamadığında ya da bırakmak niyeti ile içmediği anlarda maddenin yoksunluğu sebebiyle sıkıntılar yaşıyorsa, bu süreçte gördüğü zararlara rağmen hala maddenin peşinden gidiyor ve artık hayatını kullandığı maddeye göre planlıyorsa bu kişiye “bağımlı”, hastalığına da bir beyin hastalığı olan “bağımlılık” denir.
Bağımlılık yapan maddeler, beyin ve bağlantılı organları doğrudan ve dolaylı olarak etkileyerek “Sahte bir iyi oluş hali” yaratırlar.
Sahte iyi oluş hali
• Bağımlılık yapan maddelerin beynin ödül sistemi üzerindeki etkisidir.
• Öznel bir hoşnutluk söz konusudur.
• Her birey için farklı bir şiddeti vardır.
• Etkisi sınırlı ve zamanla geçicidir.
Bağımlılık Süreci Gelişimi
• Madde kullanımı ile duygu, düşünce, davranış ve tutumlar değişir.
• Miktara bağlı olarak bu durum her birey için farklı bir süreyi kapsar.
• Bireyin gerçeklik kavramı etkilenir.
• İlk seferden sonra tekrarlayan kullanım olasılığı yüksektir.
• Sonraki zamanlarda aynı etkinin sağlanması için kullanım sıklığı ve/veya miktarı artabilir.
• Bu kısır döngünün yerleşmesi ile birey bağımlılık sürecine girmiş olur.
Bağımlılığın bir insana ilk kaybettirecekleri
• Özerklik: Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendinin koyması!
• Özgüllük: Bir türle ilgili, bir türe ilişkin.
• Özdenetim: Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması.
• Özgüven: İnsanın kendine güvenme duygusu.
• Özgürlük: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu.
İnsanoğlunun onurlu ve insani prensipler içerisinde yaşamasını sağlayan bu 5 özellik, bireyin herhangi bir maddeye bağımlı hale gelmesiyle birlikte değişime uğrar hatta daha da kötüsü tamamen yok olurlar!
Madde Bağımlılığı
Madde Bağımlılığı, genellikle yavaş yavaş gelişir. Ancak günümüzde ortaya çıkan bir takım yeni nesil uyuşturucular bunun tam aksine çok hızlı bir bağımlılık ve ölümle de sonuçlanmaktadır. Bir kez deneme, merakı giderme düşüncesiyle vücudun, su veya diğer gıdalar gibi ihtiyacı olmayan bir maddeyi, yani uyuşturucuyu alması ve her defasında dozunu artırarak uyuşturucuyu yeniden alması, yoksunluk yaşaması ve ihtiyaç duyarak tekrar tekrar almasıdır.
Maddelerin çeşitlerine, kimyasal yapılarına, kullanım sıklıklarına ve daha birçok özelliklerine göre kullanıcılarda oluşturdukları zararlar çeşitlidir. Kişi, madde etkisinde ve bağımlılık safhasında kontrolünü, ruhsal ve bedensel dengesini kaybeder.
Bağımlılık yapıcı maddelerin ortak zararları
• Kullanan kişi veya bağımlı, maddeyi kontrol edemez. Bir süre sonra madde insanı kontrol eder.
• Bağımlılık yapıcı maddeler, vücuda alındıktan sonra kan dolaşım sistemiyle her yere ulaşır ve en önemli etkilediği yer insanın beynidir.
• Beyin insanın kalesidir, kale düşünce her şey düşer.
• Uyuşturucu insanın aklını kiralar ve akıl olması gerektiği gibi değil kiracının istediği gibi hareket eder.
• Çalışmayan beyin ya da uyuşturucu komutlarıyla çalışan beyin sağlıklı sorular soramaz, sorgulamaz, anı; uyuşturucu ile yaşamaktan başka faaliyette bulunmaz.
• Bu durum içinde bulunan akıl, yıkıcı uyuşturucu döngüsünün sorgulanmasına müsaade etmez.
• Bağımlılığın devamı tam anlamıyla uyuşturucuya teslimiyet, kurtulmak ise etkin bir mücadele gerektirir.
• Bağımlılıklar bir günde oluşmaz, o yüzden kurtuluş da bir günde olmaz. Hayatın yeniden inşa edilmesi kolay değildir.
Bağımlı kişi sadece kendine mi zararlı?
• Bir bağımlı, bir süre sonra aralıksız yalan söyleyen, empati yeteneğini tamamen kaybetmiş, bencil, kendisini hiç kimsenin anlamadığını düşünen, çekilmez bir insan haline gelir.
• Bağımlının “içiyorsam, içiyorum. Beden benim, ruh benim, para benim, yalnızca kendime zarar veriyorum.” demesinin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü durum hiç de öyle değildir.
• Madde bağımlıları, sevdiklerine, aile hayatına, profesyonel iş hayatlarına, gelecek nesillere, aile ve ülke ekonomisine büyük zarar verirler.
• Çıkar amaçlı suç örgütlerinin varlığının devam etmesinin en büyük sebebi bağımlılardır.
• Her bağımlı bir başka bağımlının uyuşturucu kaynağıdır. Yani bir bağımlı bağımlı kaldığı sürece en az bir kişinin bağımlı olmasına sebep olur.
• Her bağımlı uyuşturucuya verecek parası kalmadığında parayı bulabilmek için muhakkak suç işler.
• Bağımlılık devam ettiği sürece bağımlı kişi bir girdap gibi yakınında olan herkesi bu sorunun içerisine çeker. Çevresinin yaşadığı bağımlılık sorunundan etkilenmemesi mümkün değildir.
Bağımlılık yapıcı Maddeler
• Tütün ürünleri (Sigara, puro, pipo nargile v.b.)
• Alkollü içecekler (bira,v.b.),
• Çeşitli uyarıcı ve uyuşturucular,
• Hayal göstericiler,
• Uçucular (tiner, yapıştırıcı, çakmak gazı v.b.)
• Sentetik, kimyasal maddeler
• Reçeteye tabi ilaçların, doktor kontrolü dışında kötüye kullanımı
Türkiye’de en sık görülen maddeler
• Sigara, nargile
• Alkol, bira
• Esrar
• Bonzai
Kullanıcıyı bağımlı bile yapmadan öldüren Uyuşturucu: Bonzai
Son yılların popüler bağımlılık yapıcı maddesi Bonzai, var olan tüm uyuşturucuların yıllardır var olmasına rağmen, yalnızca kendisi bir bağımlılık sorunuymuşçasına gündem oldu. Peki, nedir bu bonzai? Gündemin bize dayattığı gibi en büyük bağımlılık sorunu mudur? Asıl bağımlılık sorununun üstünü örterek bazı maddelerin kabul görmesi için bir rol mü üstlenmiştir?
Yeni nesil uyduruk uyuşturucu: “Sentetik Kannabinoid yani Bonzai” artık Türkiye’de. Ülkemize her uyuşturucu gibi sessiz-sedasız, sinsice girdi. Sonra büyük bir gürültü ile hayatları yerle bir etti. Birçok uyuşturucunun bir bağımlılık süreci vardır, buna kısaca “Deneme, Kullanım ve Bağımlılık” safhaları denir. Bağımlılık ile mücadele edilmez ise bir beyin hastalığı olan bağımlılık birçok hastalığı ve sorunu da beraberinde getirir, en sondan bir önceki safha “hapishane” en sonu da “ölümdür!” Sentetik zehir, uyduruk uyuşturucu bonzai “Deneme ve Ölüm” gibi çok kısa bir safhaya sahip bir uyuşturucu olduğunu, son zamanlarda ardı ardına ölen gençlerimizle ispatlamıştır.
Gençler DİKKAT! “Sentetik Kannabinoid = BONZAİ”
• Asla ve kata doğal bir uyuşturucu değildir!
• Laboratuvarda üretilen SENTETİKTİR bir zehirdir!
• “Sentetik Kannabinoid = BONZAİ” Esrara benzer denilerek piyasaya sürüldü ve ışık hızıyla yayılmaya devam ediyor!
• Doğal uyuşturuculardan esrar, sentetik zehir bonzai isimli yeni nesil uyuşturucuya zemin hazırlamıştır.
• ESRAR ÜLKEMİZDE BU KADAR YAYGIN OLMASAYDI, BU ZEHİR BU KADAR YAYILMAZDI!
• Piyasada yapılan dedikodusunun aksine bonzai maddesinin etkileri esrarın etkilerini andırsa da, bonzai, kesinlikle esrar türevi değildir!
• “Sigara gibi bir şey” denilerek, yapılan esrar davetleri günümüzde “esrar gibi bir şey” denilerek bonzai için yapılmaktadır.
• Yepyeni kimyevi maddelerin birbiriyle çoğu zaman ne denk gelirse uyumuyla hazırlanan, uyduruk bir uyuşturucudur!
• Ağaç budama sanatı ile ortaya çıkan bonzai ağacı ile bir alakası yoktur.
• Maddelerin sokak isimleri ile oluşan bir kültürü olması nedeniyle ortaya çıkmış bir isimdir.
• Bonzai diye piyasada olan birçok uyuşturucunun kimyasal yapısı birbirinden farklıdır.
• Bonzai denilen yüzlerce belki de binlerce çeşit kimyasal zehir sanki bir tek uyuşturucu gibi piyasaya sürülmektedir.
• Kannabinoid, esrarın içeriğindeki birden fazla olan etken maddelere verilen isimdir!
• Esrara benzer kullanım etkileri görüldüğü için “sentetik esrar” adıyla da tanımlanmaktadır.
• Yeni nesil bağımlılık yapıcı madde: “Sentetik Kannabinoid = BONZAİ” çok hızlı bağımlılık yapar.
• Bir başka maddenin bağımlısı, bilhassa esrar bağımlılarının Bonzai hakkında söyledikleri her şey yok hükmündedir. Çünkü onların söyledikleri, kendi bağımlılıklarını bu zehir karşısında kabul ettirme çabasıdır. Samimi bir mücadele değildir.
• Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (KOM) 2011 Raporunda yer alan bilgiler şöyle; “Sokak dilinde bonzai olarak bilinen ve bitki ve kurutulmuş yapraklara emdirilen 1-naphthalenyl (1-pentyl-1H-indol-3yl) methanone veya diğer adıyla JWH-18 grubu sentetik kannabinoidler, esrara benzeyen bitki kırıntılarından oluşmaktadır.”
• Bonzai maddesinin içeriği hakkında bilinmeyen muamma içeriği bilinenden daha fazladır. Bonzai maddesi bitkisel görüntüsü ile davetkâr olurken, bilinmeyenlerinin fazlalığı ile oldukça tehlikelidir.
• TUBİM’in (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi) verilerine göre, Sentetik Kannabinoidler esrara göre 4 kat daha ve tehlikelidir.
• Çin, ABD, KKTC, Almanya, İspanya, Hollanda, Portekiz, İngiltere ve Macaristan gibi ülkelerden yasa dışı yollarla ülkemize getirilmektedir.
• Bu psikoaktif maddeye bitki görünümü kazandırmak ve doğal uyuşturucu görüntüsü vermek için püskürtme, damlatma, batırma gibi yöntemlerle çeşitli bitkilere emdirildiği tespit edilmiştir.
• Erken Uyarı Sistemi (EWS) Ulusal Çalışma Grubu 5. toplantısını Haziran 2012 tarihinde yapmış ve 19 yeni psikoaktif maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamına alınması sürecini başlatmıştır.
• Bu 19 maddenin 14’ünü maalesef Sentetik Kannabinoidler oluşturmuştur.
• 07 Ocak 2013 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile toplam 19 madde 2313 sayılı yasa kapsamına alınmıştır.
• 2013 yılına kadar Erken Uyarı Sistemi EWS Ulusal Çalışma Grubunca takip edilen toplam 94 yeni psikoaktif madde daha 2313 sayılı Yasa kapsamına alınmıştır.
• Bunlardan 2011 yılında 14, 2012 yılında 4 ve 2013 yılında 30 olmak üzere toplam 48 tanesinin “Sentetik Kannabinoid” olduğu dikkat çekicidir.
• 2013 yılında sokağa sürülmeden önce küçük kimyasal formüllerle dönüştürülerek 30 çeşit hale getirilen “bonzai” miktarı, sokaklarımızdaki sorununun özeti ve ispatıdır.
• Bu arada 2013 yılı bitmeden tespit edilen 13 farklı çeşit olduğunu da hesap edersek bu sayı: 43’e çıkmaktadır.
• Son verilere göre; 2012 yılında ülkemizdeki Sentetik Kannabinoid olay sayıları bir önceki yıla göre 20 kat, bu olaylarda yakalanan şahıs sayısı 58 kat ve yakalama miktarları ise 9 kat artmıştır.
• Ölüm olayları, yapılan operasyonlar ve yakalanan şüpheli sayıları ile yakalama miktarlarında görülen bu hızlı artış, Sentetik Kannabinoid grubu uyuşturucuların ülkemizde kısa sürede çok yaygın bir hale geldiğinin göstergesidir.
İnsanın bağımlı bile olmasına fırsat vermeyen bu maddeye uyuşturucu bile denmez. Buna olsa olsa “zehir”, kullanıcılarına da maalesef en anlaşılır tanım olarak “kobay” denir!
Nargile
• Bağımlılık yapar.
• Dumanında sigarada olduğu gibi arsenik, nikel, kobalt, krom ve kurşun vardır ve bunlar sigara dumanına göre daha fazladır.
• Nargile içen bir kişi ortalama 30 saniye aralıklarla her biri 3 saniye süren nefes alıp verme işlemi yapar ve her defasında ciğerlerine 300 mililitre hava alır, nargile üzerine yakılmak üzere 10 gram tütün yerleştirilir, bunun ancak 3 gramı yanar. Bir nargile içiminin, ortalama 100 nefes alıp verme şeklinde gerçekleşir. Böylece sigaraya göre daha zararlı hale gelir.
• Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, bir nargile içimi sırasında alınan nikotin miktarı, 50 adet sigara içilmesiyle alınan miktara eşittir.
• Sigara içmiyorum bunun yerine nargile içiyorum demek yaşanılacak zararı değiştirmiyor, aksine artırıyor.
• Kullanılan nargileler birden fazla insanla ortak kullanıldığı için ucu değiştirilse de bağlantı hortumunda bulunan bir önceki insana ait mikroplar ve tabii ki hastalıklar insandan insana geçmektedir.
Sigara
• Tütün bitkisi içinde çeşitli psiko aktif uyuşturucular bulunan bir maddedir.
• Tütün ürünleri içinde 4000’e yakın kimyasal madde yani zehir vardır.
• Nikotin, tütünde bulunur ve insan tarafından kullanıldığında yağ dokusunda birikir. Güçlü bir bağımlılık yapıcı maddedir.
• Nikotin tüm bağımlılık yapan maddelerin en zehirlisi ve bağımlılığa sebep olanıdır.
• Dünyada şu anki kullanım seyri değişmezse ki yasaklara rağmen azalma olsa da kullanımı hala en yüksek madde olan sigara, gelişmekte olan ülkelerdeki ölümlerin %70 inin sebebidir.
• Sigara, adı duyulan veya yeni icat edilmiş bile olsa bütün uyuşturuculara geçiş sağlayan yasal olduğu için bunu sinsice çok başarılı yapan bir maddedir.
• Sigara kullanan bir gencin kullanmayan bir gence göre diğer uyuşturucu tekliflerine açık bir risk gurubunda yer aldığı bilimsel bir gerçektir.
• Dumanı, önce insanın vücudunu, ardından çevresini kirletir.
• Yerler izmarit doludur. Çünkü kendini kirleten birisi çevreyi zaten kirletir.
• Başka hastalıklara karşı vücut direncinin düşmesine, hastalıkların geç iyileşmesine neden olur.
• Birçok kanserin sebebidir. Çok sayıda çalışma göstermiştir ki günde bir paket sigara içenler, hiç içmeyenlerle kıyaslandığında on kat daha fazla akciğer kanserine yakalanma ve iki kat fazla kalp krizi geçirme riski taşımaktadırlar.
• Günümüzde sigara içenlerin çoğu günde neredeyse bir paket ya da daha fazla sigara içmektedir. Bu durum da, sigara bağımlılarının ömürlerinde bir ev parasını sigaraya harcadıklarının göstergesidir.
• Sigarada pasif içicilik, kansere neden olan pek çok hava kirletici maddeden daha tehlikelidir. Bu yüzden sigara kullanmayanların kendilerini korumaları önemlidir.
Alkol
• Sigara gibi kolay ulaşılabilir olması ve toplumsal kabul düzeyi, kullanım oranını sigara gibi gün geçtikçe arttırmıştır.
• “Sosyal içicilik” tanımıyla kendine toplum içerisinde kalıcı bir yer edinmiştir.
• Alkolün beyinde yaptığı tahribat çok ciddi boyutlardadır.
• Alkol ağıza alındıktan kısa bir süre sonra hızla kana karışır. Başta beyin olmak üzere, karaciğer, bağırsak ve böbrekler zarar görür.  Akciğer yoluyla vücuttan atılır.
• Alkol, beyin hücrelerini etkiler. İnsan davranış ve duygularında anında değişikliklere neden olur.
• Alkol etkisinde olmak, diğer yasadışı birçok uyuşturucu davetine zemin hazırlamaktır.
Alkolün ortaya çıkan etkileri
• Hareketlerde dengesizlik, yürüme bozukluğu, ayağa kalkamama
• Anlık sahte coşkulu, taşkın ve saldırgan davranışlar, küfretme, durduk yere sebepsiz kavga etme
• Kendi kontrolünü denetleyememe, başının sık sık öne düşmesi, yere yıkılmak
• Algılamada bozukluk, olmayan bir şeyi var gibi görme,
• Hafıza problemleri, arabayı park ettiği yeri bulamamak, evin adresini hatırlamamak
• Muhakeme edememe,
• Sıkıntı, terleme, konuşamama
• Bitkinlik
• Alkol, insan vücudundaki tüm sistemleri etkiler, geri dönüşümü olmayan tahribatlara neden olur.
Bağımlılık yapıcı maddelerin organlara yaptığı tahribatın bazen geri dönüşü yoktur, bazılarında da bırakılsa dahi iyileşme çok uzun süreler alır. Alkol bunların başında gelir!
İnsana bunca zararı olan, yasal-yasadışı, uyuşturucu-uyarıcı-hayal gösterici bağımlılık yapıcı maddeleri gençler neden kullanır?
• Bağımlılık yapan bütün maddeler; beyinde ödül sistemini uyararak, kendilerinin yemek, su gibi istenmelerini sağlar. Yani kullanıldıkları andan itibaren normal işleyişi bozarlar. Algı değişir.
• Bağımlı kişide bağımlı olduğu madde için, çok güçlü bir istek ve arzu oluşur.  Kullanım devam ettikçe, bağımlılık algısı iyice beslenir ve bu isteklerin sonu gelmez.
• İrade kullandıktan sonra değil kullanmadan hemen öncedir. İhtiyaçmış gibi hayata yerleşen bağımlılık yapıcı maddeleri hemen çıkarıp atmak çoğu zaman bu yüzden çok zordur.
Bağımlılığın safhaları
Bir kere denedim
Sadece 1 kere, yani 1 nefeslik 2-3 kere teneffüs etmek...
Bunun sonucunda: “Hoşuma gitti” ya da “gitmedi” denir.
Hoşuna giden ikinci buluşmayı bekler. Hoşuna gitmeyen ise arkadaş grubunun etkisiyle ya ikinci denemesi için ekstra ısrar ile karşılaşır veya ona yeni bir madde denemesi için zemin hazırlanır.
“Olabilir, yine yapabilirim” denir.
Denedim
Birden fazla kereler (birkaç kere) denemek.
Bunun sonucunda: Sahte iyi oluş hali kişiyi etkiler ve kullanmaya “karar” verir.
Diğer başkası bu safhada o sanalı yani sahte iyi oluş halini yaşamadığı için kullanmamaya “karar” verir.
Sahte iyi oluş halini yaşamayan kişi şanslıdır, ancak bir maddede yaşanmayan bu durumun diğer maddelerin denenmesi safhasında böyle devam edeceği anlamı çıkmaz. Kişi kendini kobay olarak kullanmaya devam etmemelidir, bu şans her madde için geçerli olmaz.
“Henüz sorun yok gibidir.”
Bazen İçiyorum
Her zaman içilmez, arkadaş ortamında ikram edildiğinde, uzatıldığında “BAZEN” içiyorum, denir ama geri çevrilmez.
Bunun sonucunda: Tehlike net olarak başlamıştır. Görünen bu tehlike kullanıcı tarafından inkâr edilir!
“Ancak kullanılan maddenin yaşattıkları belirginleşmeye başlar.”
Severim
Uzatıldığında geri çevirmez, teklifi bekler. Bu tip ihtimallerin olacağı ortamları kaçırmaz!
Bunun sonucunda: Maddenin hayata girişi hızlı bir ivmeye girer.
“Yaşattıkları ortadadır.”
Az kullanıyorum
“Kullanmak” demek artık muhakkak uyuşturucuya para verildiğinin, bedava dönemimin bittiği anlamına gelir. Bu satın alma aralıkları çok değişik olabilir ama kullanma kategorisine giren kişi kesinlikle satın almaya CESARET etmiştir ve arkadaş grubu olmaksızın da içiyor demektir. Her canı istediğinde satın alabilen kişi, bir bağımlı gibi sık kullanmıyor olsa da belirli aralıklarla da olsa düzenli uyuşturucu kullanan kişi anlamına gelir. Yani arada-sırada, belli periyotlarla olmayan, araları kısa ya da uzun periyotlarda olan satın almalar sonucu gerçekleşir.
Bunun sonucunda: Satın alınan yer bilindiği için kullanım sıklığı artar. “Ben bağımlı değilim.” der ki bir sonraki satın alma işleminin önünde duran kendi engelini, kendini kandırarak kaldırır.
Kullanıyorum
Devamlı, belirli aralıklar ile kullanmaktır. Bu arada madde alacak çevresi de genişlemiştir. Gün içerisinde normal hayatının planlaması içerisine, uyuşturucuyu gidip alma, ona düzenli para ayırma takvimi işlemeye başlar.
Bunun sonucunda: Maddenin alınmadığı anlar sıkıntı vermeye başlar. Kafada hep uyuşturucuyu gidip alma planı hareketli bir halde yapılır.
Kendi vicdanını kandırmaya yani ilk yalanlarını kendine söylemeye başlar; “Ben bağımlı değilim, isteyince bırakırım.”
Çok Kullanmak, Sürekli Kullanmak
Hiçbir zaman maddesiz kalamamaktır. DİKKAT! Bu noktadaki kişi, uyuşturucu maddesi bitmeden uyuşturucu almanın planını yapar. Uyuşturucunun yaşattığı sıkıntılı dönemi anlatan “yoksunluk” belirtileri ortaya çıkar. Fiziksel ve ruhsal sıkıntı ve devamında çöküş tüm hayatı olumsuz etkiler.
Bu safha “bağımlılık” safhasının, hastalık tanımının yapılabildiği son safhasıdır. Kişi artık kullandığı uyuşturucu maddenin bağımlısıdır. Deneyen, kullanan, kullanımı artan bu kişi bağımlıdır. Kendisiyle birlikte çevresi de artık bu durumun bir sorun olduğunu inkâr edemez.
Bağımlı gerçeği görür ve “Ben artık bağımlıyım, istesem de bırakamam.” der ancak bu söylemin değişmez bir biçimde hayatında kalıcı olmaması için hemen yardım alması gerekir.
Hapishane
Bağımlılıkla mücadele edilmez, yardım alınmaz ise bir beyin hastalığı olan bağımlılık hastalığına yakalanmak ile safhaların sonu gelmez. Yapılan uyuşturucu kullanımı, satın almak, bir başkasına vermek, taşımak, taşıtmak, aracılık etmek, kullanım için mekân temin etmek ve daha birçok suç uyuşturucu kullanıldığı sürece her gün tekrar edilir. Adli yönden problem yaşamak kaçınılmazdır.
Bazıları hapishaneye girerek ayılır, bazıları hapisten çıkarak daha fena işlere girişir, herkes de olumlu etki oluşturmaz.
Mezarlık
Oraya gidip geri gelenlerin anlatımıyla ne olduğunu tam olarak bilmesek de emin olduğumuz bir şey var ki, en son safha burasıdır. Mezarın içinde, toprağın altına uyuşturucu bağımlılığı devam etmez. Bağımlı ve çevresi için artık ikinci şansın olmadığı tek yerdir.
Her şeye rağmen bağımlı yakınına yardım edemeyen, kurtaramayanlar ve uyuşturucu yüzünden ölen de pişmandır. Hiç bir şey yapılamayacak bağımlılık safhasının SON olduğu yer kesinlikle bir mezar taşının altıdır. Son pişmanlık ise her zaman olduğu gibi yine fayda etmez…
Bağımlılık yapıcı maddelerin diğer organlar üzerindeki etkisi
• En büyük zararı BEYİN görür!
• Kalp
• Gözler
• Solunum sistemi
• Sindirim sistemi
• Kas sistemi
• Kan
• Böbrek
• Karaciğer
• Akciğer
• Diş eti ve dişler
Organlar zarar görünce ne olur?
• Gözlerde uyum bozukluğu, adale felci, körlük
• Solunum sisteminde, nefes darlığı, kalp sıkışmaları, ani ölümler
• Sindirim sisteminde, kusma, kanamalar, idrar ve dışkı tutamama
• Kanda meydana gelen ciddi değişiklikler, kan zehirlenmeleri, pıhtılaşma ve kangren
• Böbrek ve karaciğer, zehirlerin vücuttan atılmasında en önemli görevi olan organlardır. Bağımlılık yapıcı maddelerin hepsinin içeriğinde zehir vardır. Ve vücut bu kadar zehre karşı mücadele etsin diye tasarlanmamıştır. İflas kaçınılmazdır.
Bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı sonucunda ortaya çıkan ortak zararları
• Vücudun doğal dengesi bozulur
• Sosyal ilişkiler değişir
• Kişinin psikolojik dengesini bozar
• Vücutta fiziksel hasarlar oluşur
• Kişiliksiz bir insana dönüşür
Bir gençlik öyküsü
Bazen insan olduğumdan şüphelendiğim anlar oldu ve korktuğum. İçten içe paranoyaklık başlıyordu farkında olmadan. Sahte cennetin kapıları ardına kadar açıktı başlarda. BİNGO!  En yanlış zamanda, en yanlış yerde, en yanlış kişilerle, zarar verecek tekliflere açık biri olmak. Geleceğinin şekillenmeye başlayacağı, o geri dönüşü olmayan gençlik zamanları. Herkes o kadar mutlu ki, içeriden yükselen kahkahaları duyuyorsun ve duydukların oldukça ilgi çekici, davetkâr. Kışkırtıcı…
İçeri girişi kolay bu kapıların, sen içeri girdikten sonra nasıl hızla sımsıkı kapandığını görüyorsun. Zaman geçtikçe, iş işten geçiyor. Anlıyorsun kapının kolu girerken var, çıkmak istediğin de bir türlü geriye çıkmana yarayacak kapının kolunu bulamıyorsun, çünkü yok. Kapının kolu yoksa çıkış hiç mi yok? Var tabii ama onu bulabilmek için ayık olmak gerekir.
Zamanı gelince, artık onlar çağırmadan sen gidiyorsun ayaklarına, kapıymış, koluymuş görmüyorsun artık, sahte cennetin, bir cehennem olduğunu hep birlikte, çevrende olan herkesle inkâr ediyorsun. Kavanoza benziyor o yer ve içindekiler. Herkes halinden görünüşte memnun, oysa gerçek hiç de öyle değil.
İnsan orada önce kendine yalan söylüyor, sonra herkese. Kurtulmak için çabalayanların sayısı laf olarak çok gözükse de, içlerinde yatan uyuşturucu tutkusu o kadar büyük ki, tutkunun aslında bir tutukluluk olduğunu bağımlı olduğunu kabul eden herkes kabul ediyor. İnkâr edenler mi? Onların yüzleşmesi zamanı gelince daha ağır olur…
Şöyle düşünün, uyuşturucudan zevk alan, ardından bağımlı olan bu insanları bir tren içine koymuşlar. Tren almış hızını gidiyor ama duraklar var; üniversite sınavı, ders çalışmak, ailevi sorumluluklar, sevdiklerini üzmeme, işe gitme, teker teker geçiyorlar bütün durakların önünden ama bu trene binip de bu duraklarda inmem lazım, “hooop inecek var” diyenlerin sayısı çok az.
Trenin içi cıvıl cıvıl tabii, inmek akıllarına bile gelmiyor, çünkü akıl kiraya verilmiş, olmayan akla fikir mi gelir? Ta ki o tren raydan bir gün çıkana kadar. Tren raydan çıkınca bağımlı kendine gelir, ancak oraya kadar gelinen onca yolun gerisin geriye gidilmesi zordur. Geriye dönüş için iyi bir rehber gerekir. Bu rehber kim mi? Öncelikle o yanlış trene bir kez daha binilmemesini sağlayacak bir uzman. Anne-baba, sevdiğin herkes ve muhakkak uyuşturucuyu alabilmek için her türlü yalanı söylemeye başladığın o ilk yalandan önceki SEN. Sen sen olmadan bu yanlış tren vakasını temizleyemezsin, unutma…
Bazı girişlerin bazen bir tek çıkışı vardır. O da yoktur! Yanlış bindiğin tren doğru istasyonda indirmez…
Hiçbir sürüye katılmayın
Dün eve gidiyordum adını bile bilmediğim sima olarak tanıdığım birisine selam verdim. Öyle konuştuk ayaküstü adam bir şey içiyordu. Esrar sandım, uzattı “sağ olasın” falan dedim. “Sigarayı bile bırakmışım esrar mı içeceğim, ben artık bunlardan uzağım” dedim. İki aydır da spora gidiyordum üstelik. “Esrar değil bonzai” dedi. “O ne” dedim “çek bir fırt” falan diye zorladı.
Hata bende, daha önceden olduğu gibi “bir kereden bir şey olmaz, bir kere dene beğenmezsen bir daha içmezsin” evrensel yalanına yine kandım. Uzattığı, daha önce denemediğim uyuşturucuyu elime aldım. Yalnızca bir nefes çektim. Aman Allah’ım çekmez olaydım. Nasıl bir şeydi bu böyle? Hayatımda yaşadığım en büyük acıları o bir nefeste yaşadım.
Bayılmışım, sara hastaları gibi yerlerde sürünmüşüm haberim yok. Çünkü hatırlamıyorum o arada dünyada değildim resmen ölmüştüm. Tam anlamıyla bir kopma yaşadım, hayatımın o kısmı yok. Beynime hükmedemiyordum. Hani var ya komada olan hastaların yaşadığı durum, benim de canlı canlı beyin ölümüm gerçekleşmişti.
O günden sonra belki bin kere yüz bin kere tövbe ettim. Allah’ım beni tekrar dünyaya getir, pişmanım diye diye konuştum durdum kendimle. Yaşadığım o dehşet anını biraz daha net anlatayım sizlere; karanlık bir çemberin içindeydim, büyük derin bir boşluk, rengârenk çizgiler vardı ve sürekli dönüyorlardı, onlar döndükçe benim beynim ve kalbim şişiyor, nefes almayı unutup, sonra derin derin nefesler alıyordum. Kalbimin yerinden çıktığını, beynimin patladığını görüyordum. Bu nasıl bir acıdır böyle yeter artık, bitsin bu işkence, diyordum inanın çok büyük acıydı.
Uyuşturucunun kullanım kılavuzu size uyuşturucuyu teklif eden kişidir. Ve onun kendi yaşadığı tecrübeyi size anlatarak yaptığı ikna çabası her ne kadar inandırıcı olsa da inanmamanız gereken gerçeklik şudur: Size kullandığı uyuşturucunun diğer yarısını verse dahi kendi yaşadıklarının aynısın sizin tarafınızdan yaşanacağı garantisi asla olamaz. Çünkü her insan farklıdır ve her insanın vücudu, ruhu farklı tepkiler verir. Bana bunu veren karşımda içe içe dururken ben ölümden hatta delirmenin eşiğinden döndüm.
Herkes birbirinden farklıdır. Farklı olmak adına, sürüden ayrılmak adına uyuşturucu kullanmak bir başka sürünün fikirsiz, akılsız üyesi olmak anlamına gelir. Hiçbir sürüye katılmayın, aklınızı kiraya vermeyin.
Hayal kafalara hayır
Ben son 1,5 yıldır ne bulursa içen birisi haline geldim. O ilk içtiğim güne lanet ediyorum. Ortaokul öğrenciliğimde tüm sınıflarda takdir alan bir öğrenciydim. İlk kez lise 1’e başladığım zaman içmeye başladım. Yalan yok, ilk zamanlardaki bana yaşattığı o değişik kafanın peşinden gittim. İlk zamanlarda yaşadığım o zevklerin geçici olduğunu o ilk günlerde tabii ki bilmiyordum.
Okula gitmeyen, işi gücü de olmayan mahallenin abilerinin yanına takılmayı seviyordum. Getir götür ayak işleri yaptırıyorlardı bana. İlk zamanlarda şunu getir, bunu oraya götür dediklerinde, beni aralarında tutuyorlar diye koşa koşa yapıyordum her dediklerini. Bir şeyler içtiklerini biliyordum, bir zaman sonra benden sakınmadan içmeye başladılar. Ben zaten yanlarında sigaraya çoktan başlamıştım. Benim sigara dumanını içime çekişimi, elimde sigaramı tutup omuz kırıp bitirim hareketler yapmamı hepsi ayrı ayrı övüyordu. İçlerinden en küçük olduğum halde onların bu övgüleriyle, o günlerde kendimi bir halt sanıyordum. 
Sonra bir gün onlar vermeden ben istedim içtiklerinden. Okulu zaten hepten koy vermiştim. Ortaokulun parıltılı öğrencisi ben, mahallenin sokak eğitiminde çoktan mastır seviyesine çıkmıştım. Bu serseri arkadaş gurubundan birisi bu isteğim karşısında bana o gün okkalı bir tokat atmıştı. Herkes güldü. O tokadı yediğim anda ben oradan gitseydim şu anda bu hayatımın böyle anlatılacak bir yönü olmayacaktı. Belki de yine çok iyi bir öğrenci olacaktım ama tokada rağmen oradan gitmedim, içtiklerinden inadına istedim.
Bana o anda bilinçli olarak tokat atan abi oradan gidince bana ilk uyuşturucumu mahallenin diğer abileri denettiler. Vaoovv ne denemeydi ama hepsi birden irileşmiş gözleriyle bana bakıyorlardı. En sağlam kullanıcıdan daha dirençliydim. Sanki ilk defa değil de yıllardır onlarla takılan biri gibi başladım uyuşturucuya. Sigara içerken benimle gurur duyan mahalle abileri beni bir kez daha tebrik etmişlerdi. Bu yaşta böyle rahat içmek görülmüş şey değil. Matah bir şey yaptığım duygusundan çıkamıyor olmam, devamının çok hızlı geleceğinin göstergesiydi. Nitekim öyle oldu.
Sonra onlarlayken, tek başıma, ne zaman istersem içmeye başladım, bulma sıkıntımız yoktu, mahalle bu işin membaıydı. Zaten mahallenin abilerinin de tezgâhı çoktan hazırdı.  Ben, sigara içip övülürken, ilk uyuşturucuyu kullanmadan hemen önce tokatlanırken, hemen ardından uyuşturucuyu nasıl da içiyorsun bu yaşta diye gaza getirilirken, tezgâh zaten işliyormuş. Tezgâhta satılan uyuşturucular ve tezgâhta satılacak uyuşturucuları kullanacak, oradan oraya taşıyacak benim gibi geri zekâlılar, kurulan tezgâhın bir parçasıydı ve her şey kurulu bir saat gibi tıkır tıkır işliyordu. Ben bunların hepsini anladığım zaman artık her şey için maalesef çok geçti.
Ölüm duygusunu gözlerim açıkken yaşayacak hale gelene kadar içtim. Yanımda kaç arkadaşım kan kustu, kaçı bayıldı, kaçı ölümden döndü. İlk zamanlar, böyle olanlarla alay ederdim, bünyeleri kaldırmıyor derdim. Kendimi onlardan iyi durumda gösterirdim, ben onlar gibi olmam derdim. Etrafımda bana yapılan övgüler böyle düşünmemi sağlıyordu.
Babamın helal parasını defalarca uyuşturucuya verdim, kaç kez içmeyeceğim dedim sonra gittim yine içtim. Şu an bir deliden geri zekâlıdan daha beter, acınacak bir durumdaydım. Milletle alay eder ,“ben bu hale gelmem” derdim ama onlardan beter oldum. Vücudum beni bıraktı, belki bu hale gelmesem yine bırakmayacaktım ama çok şükür iyi ki de bu hale geldim. Bıraktığımdan beri arada bir sanki o kafayı durduk yerde yaşar gibi oluyorum. Öyle anlarda kendimi orada bırakıp başka yere koşar gibi kaçıyorum. Geceleri korkmazdım şimdi çok korkuyorum. Duvarlar üstüme üstüme geliyor.
Hiç kullanmayanlar inanın çok şanslısınız, bu halinizi sakın ola değiştirmeyin. Birileri size onu içme ama o bunun gibi değil deyip illa bir şeyleri içmeniz gerekiyormuş gibi sizi kandırmaya çalışabilir. Sakın ha sakın hiçbir şey içmeyin! Denemeyin! Allah içenlerin yardımcısı olsun. Ey kullananlar, sizler de en kısa zamanda bırakın, hayatınız inanın daha güzel olacak. Hayal kafaların hayali aldatmalarına, gerçek bir HAYIR yapıştırın gitsin!
Bağımlı hayat öykülerinden çıkardıklarımız
Bağımlı olmuş insanların hayat öykülerinde görüldüğü gibi tüm maddelere bir bütün olarak bakılmalıdır. Hangi madde hangi özellikte olursa olsun ortaya çıkardığı büyük zararlar vardır. Bağımlılık süreci içerisinde yasal ya da yasal olmayan tüm maddelerin birbiriyle ilişkisi kaçınılmazdır ve uyuşturucuları matematikte olduğu gibi 1, 5’den küçüktür diyerek anlatamazsınız. Yani esrar, eroinden küçüktür yani daha az zararsızdır, kokain ise ikisine göre daha zararlıdır diye maddeleri birbiri ile kıyas etmek kesinlikle yanlıştır. Bu tarz tanımlamalar, merak üzerine yaratılmış insanların denemek istedikleri maddeyi, kullanım olarak diğerlerinden ayırmasına, “daha az zararlı yanılgısıyla” tercih etmesine neden olabilir. Zaten yaşanmış bağımlı hayatların gerçek öyküleri, farklı hayatların, farklı maddeleri kullanmaları neticesinde ortak bir noktada buluşmalarını bize çok iyi anlatmaktadır.
Farklı, insan ve farklı maddelerin ortak bir noktada buluştukları yerin adına; BAĞIMLILIK denir.
Uyuşturucu maddeyi sizlere teklif edecek kişiler, sanki bir tercih sunuyormuş gibi yanınıza yaklaşırlar. Sizi zorlamaz ama ortamı çok iyi hazırlar ve “istersen hiç kullanma” demeyi asla ihmal etmezler. Yapılan teklifi şöyle bir örnekle daha da iyi anlatabiliriz; Sizi elinizden tutup on katlı bir binanın tepesine çıkarırlar. O yükseklikten aşağıya bakmanızı isterler, oranın ne kadar yüksek, insana heyecan veren, eğlenceli bir yer olduğunu anlatırlar ve ardından tercihlerle dolu tekliflerini yaparlar. Tekliflerini, muhakkak sevgi dolu kelimelerle süslemeyi unutmazlar.
- Sevgili arkadaşım, canım dostum, söyle bakalım, buradan yani 10. kattan mı atlamak istersin? 5. kattan mı? Yoksa 3. kattan mı?
10. veya diğer katlardan atlamadan da aşağıya inilebileceği tercihini gizleyerek yapılan bu teklifi hızla kabul eden kişi 3. kattan atlamayı kabul edebilir.
Sevgili anneler, sevgili babalar, geleceğimizin teminatı sevgili gençler. Hiçbir insan bağımlılık yapıcı maddelerden herhangi birini tercih etmek zorunda değildir. Yani herhangi bir binanın tepesinden atlamak zorunda değilsiniz. 10. kata nasıl çıktıysanız, pekâlâ aynı yollardan yani merdivenlerle ya da asansörle geri dönebilirsin. Atlamak zorunda değilsin.
Size hiç kimse zorla hiçbir eylemi yaptıramaz, ta ki aklınızı bir maddenin esiri yapana kadar. Uyuşturucunun hayata girmesinden sonra ise 3. kattan atlamayı tecrübe eden kişi o kattan aşağı merdivenlerden inmek yerine 5. kata çıkmanın hesaplarını yapmaya başlar.
Sevgili gençler, çevreniz size uyuşturucu konusunda ne söylerse söylesin, maddelerin adı, şekli, etkileri ne olursa olsun güvenle tüketilecek, insana faydası olan bağımlılık yapıcı bir madde yoktur ve bağımlılık karşısında herkes eşittir.
Kullanırsan Kullanılırsın!
24 saat
Bir gün 24 saattir. Bu 24 saati durdurmak gibi bir şansımız yok, yaşadığımız sürece bize sunulan bu zamanı bizler genel olarak 3’e bölüyoruz; 8 saat uyku - 8 saat mesai - 8 saat diğer yaşamla ilgili tüm faaliyetler… (eğlence, televizyon, ders çalışma, dinlenme v.s. v.s. ) 8 saat uyku tüm insanlarda ortak özelliktir yani tüm insanlar uyumak zorundadır. İşte uyku haricinde kalan 16 saati nasıl değerlendiriyoruz? Bu sorunun cevabı çok önemli, çünkü 16 saatini değerlendiremeyen, üretemeyen, iyi paylaşımlarda bulunamayanların boş vakitlerinin çokluğu nedeniyle bağımlılık yapan maddelerle karşılaştıklarında kabul etme ihtimalleri daha yüksektir. Madde kullanıcılarının ortak özelliklerinin başında, boş vakitlerini iyi değerlendiremeyen insanlar gelmektedir.
Madde Kimden Gelir?
Arkadaş
Bağımlılık yapıcı maddeler eğer bir gün karşınıza çıkacak ise; (bu ihtimal her zaman olacaktır) sizi bu maddeyle tanıştıracak kişi, “TANIDIĞINIZ BİLDİĞİNİZ BİR SİMA OLACAKTIR!” Çünkü tanımadığınız, bilmediğiniz, yolda yürürken gördüğünüz bir insan size uyuşturucu teklif etse şaşırırsınız ya da korkarsınız ve büyük bir tepki göstererek onu polise şikâyet etmekle tehdit edersiniz. Bu sebeple de tehlike, size tanışıklığınız olan birisinden gelecektir.
Bugüne kadar “Seni maddeyle buluşturan-tanıştıran kim?” sorusuna bağımlıların verdiği cevaplar, “mahalle arkadaşım”, “okul arkadaşım”, “gece kulübünden tanıdığım arkadaşım”, “kız arkadaşım”, “erkek arkadaşım” ve benzeri olmuştur. Bu soruya, “hiç tanımadığım, yüzünü görmediğim bir insan bu maddeyle tanışmamı sağladı” cevabını verenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yani başında ki sıfatlar ne olursa olsun değişmeyen tek cevap “ARKADAŞ” kelimesidir.
Dolayısıyla uyuşturucu tanıdık, bildik bir simaya teklif ediliyor çünkü maddeyi teklif eden, madde verdiği kişiyi tanıdığı için onun kişiliğine ve verebileceği tepkilere bir aşinalığı söz konusudur. Arkadaş seçmek her insanın en doğal ve en güzel hakkıdır ama onu iyi seçmek de bir zorunluluktur!
Madde Nasıl Gelir?
Özdeşlik
Bağımlılık yapıcı maddeler “tanıdığınız bildiğiniz sima” tarafından karşınıza çıktığı zaman, karşınıza çıkaran kişi, bunu teklif ederken; “BEN DE KULLANIYORUM” demek zorundadır. Zira aksi olan söylem, yani; “BEN KULLANMIYORUM, AMA SEN KULLAN ÖLECEK MİSİN KALACAK MISIN, BİR BAKALIM” dediğinde teklif ettiği kişinin bunu kabul etmesi mümkün değildir. Çünkü böyle bir yaklaşımla, teklif eden kişi maddenin teklifinin kabul edilmesini sağlayamaz.
Yani maddenin kullanma kılavuzu, maddeyi getiren kişinin bizzat kendisidir ve bu getiren kişi, “denemiş”, “kullanmış” ya da “bir madde bağımlısıdır”. Bu gerçekler de göstermektedir ki, farkında olmadan uyuşturucu maddelere başlamak mümkün değildir. Çünkü bir teklif, teklifi yapan bir kişi vardır. Teklif karşısında kabul etmek ya da etmemek kişinin tamamen iradesinin gücünde olan bir seçimdir. Kullandıktan sonra iradeden bahsetmek ise uyuşturucu etkisindeyken pek anlam ifade etmez.
Sanal reklam
Yeryüzünde herhangi bir maddenin pazarlanabilmesi, o maddenin yapılan reklamı ile doğru orantılıdır. Bir arabayı pazarlamak için yapılan reklamda, arabanın var olan özellikleri anlatılarak, müşteri tarafından alınması amaçlanır. Ama bizim konumuz olan bağımlılık yapıcı maddelerin, gerçekte olmayan, vücuda girmesiyle birlikte meydana gelen, “SANAL ÖZELLİKLERİNİN” reklamı yapılır.
Sanal reklam ne demek? İnsanları cezb edebilme, onların ilgisini çekebilme adına madde ile ilk etkileşim esnasındaki “sahte iyi oluş halinin” reklamı yapılır. Maddeyle ilk buluşmalarda AMA’lar asla anlatılmaz. Yani ama’sı ne demek, bu seni bağımlı hale getirecek, onurunu, namusunu, şerefini, haysiyetini götürecek, demek. Bağımlı olduğun zaman normal tuvalet ihtiyacını bile kontrol edemeyeceksin, 35-40 yaşında bir insansın ama büyük abdestini bile tutamayacaksın diye bu gerçeklerin hiçbirisi anlatılmaz ilk buluşma anında çünkü bütün bu ama’lar anlatılsa kimse bu maddeleri kullanmaz.
Maddenin sanal reklamını yapanlar o kadar profesyoneldir ki, verilen maddelerin orijinal isimlerini bile söylemezler. Peki, ismi söylenmeyen bu maddeler nasıl karşı tarafa geçer? Bu maddeler bize birtakım takım olgularımızla, hayatımızdaki bir takım alışkanlıklarımızla eşleştirilerek verilir.
Zaaflar
Bağımlılık yapıcı maddeler karşımıza çıkarıldığı zaman kendimizi korumamızı sağlayacak en önemli ipucu, karşı tarafın madde teklifi yapmadan önce, tespit ettiği bir zaafımızı kullanacak olmalarını bilmemizdir. Tabiri caizse bu kişi işte bizim zaafları gıdıklayarak, zaaflarımızı suiistimal eder. Ve özellikle birkaç arkadaşın içindeyken “hayır” denilemeyecek anları seçer ve bu anlarda tespit edilen zaaflar sayesinde kişilerin bu maddeleri almaları sağlanır.
Zaaf herkeste vardır ve kişilere göre değişiklikler gösterir. Örneğin, zayıflamak arzusunda olan genç bir hanımefendinin zaafı zayıflamaktır. “Al bu hapları iç, kullandığında zayıflayacaksın” diyerek bu hanımefendiye ilaç teklif etmek, onun bu zaafını suiistimal ederek bağımlılık yapıcı bir ilacı kabul etmesini sağlamaktır.
Her insan kendi zaaflarının farkına vararak, bunların suiistimal edilmesini engelleyebilir. Bu örnekleri sonsuz çoğaltmanın yanında, olumlu tarafı da şudur ki; herkes kendi zaaflarını bilme şansına sahiptir, onunla oynatmak ya da oynatmamak kişinin kendi elindedir. Birey olduğunun farkında olan her insan kişisel özelliklerinin art niyetli kişiler tarafından kendi aleyhinde kullanılmasının önüne geçebilir. İşte bu durumda, iyi ve güvenilir bir arkadaş çevresine sahip olmak çok önemlidir.
Promosyon
Bu maddeler ilk teklif edildiği anlarda hiçbir zaman, karşı taraftan bunun parası istenmez. Yani, genelde ilk kez verilirken “BEDAVA” verilir. Çünkü hayatında ihtiyaç hissettiği herhangi bir şeye, kişinin bedel ödemesi, hayatın içerisinde var olan bir durumdur ve normaldir. Ama karşısına bir gün pat diye uyuşturucu madde teklifi geldiğinde ve akabinde hemen para istendiğinde çekince oluşacağı bilindiği için bu çekinceyi ortadan kaldırmanın bir yöntemi vardır, bu da maddelerin “BEDAVA” verilmesidir.
Devamında, kişi maddeyi tanır, kendi ayağıyla gelmeye başladığında da bu işin gerçek yüzü gösterilir ve asıl tuzak devreye girer. Artık maddeye “PARA” karşılığı sahip olmaya başlar. Maddeye para verilme safhasına gelindiğinde, satın alınan yer bilindiği için kullanım sıklığı artar ve deneme girişimi, kullanma alışkanlığı, bağımlılığa dönüşür.
Madde Nerelerde Gelir?
Bağımlılık yapıcı maddeler, ilişkiniz olan, temasta olduğunuz insanlar her nerede yaşıyor ve siz onlarla her nerede vakit geçiriyorsanız orada gelir.
• Sokakta
• Arkadaşının evinde
• Doğum günü partisinde
• Gece kulübünde
• Konserde
• Okulda
• Askerde
• Mahallede
• Kahvehanede
• Tatilde
• Yani her yerde…
Hayır demek için prensipler
Size teklif edilen uyuşturucu maddelere HAYIR diyebilmek için şu üç prensibi hayatınıza yerleştirmelisiniz!
İlaç kullanmama prensibi
Soru: İlacı kim verir?
Cevap: Doktor.
Bunun dışındaki tüm teklifler, en yakınımız dediğimiz insanlar bile olsa, sakıncalı olduğu için kabul edilmemelidir. Çünkü yasa dışı yakalanan maddeler arasında tablet şeklinde olanlar vardır. Bu tabletler; görüntü, şekil, renk, ebat ve en önemlisi de kullanım olarak, doktorların verdiği tabletler ile farklılık göstermezler. Bu benzerlikler sebebi ile insanlar tarafından, hızlı kabul görmeleri söz konusudur. Kabul görmeyle birlikte, bir diğer tehlike kullanılan tabletlerin içindeki, kimyasal yapının, kullanımdan sonra insanı etkilemesiyle birlikte oluşan “sahte iyi oluş” halidir.
Hayatımızda “doktor haricinde verilen ilaçları kullanmama” prensibi yoksa eğer şu olur; başım ağrıyor, bugün annemle tartıştım kendimi iyi hissetmiyorum dediğiniz anda sınıfta, bir doğum günü partisinde ya da bir arkadaşının evinde, “al bunu iç bak kendini iyi hissedeceksin, başının ağrısına iyi gelecek” diyerek bu haplar verilebilir. Ve bu hapın tanıdık, bildik bir ilaç kutusunun içinden çıkma ihtimali de herhalde çok zor olmasa gerek. Yani kişi, bildiği bir ilaç kutusundan çıktığı için bu ilacı gönül rahatlığıyla içebilir.
Verilen bu ilaç, o anda ağrısı için kullandığında, başının ağrısına iyi geldiğini düşünecektir. Dolayısıyla maddenin ikinci, üçüncü kez hayatına girmesine engel olacak bir durum ortadan kalkmış olacaktır. Çünkü başının ağrısına iyi gelmiştir ama sürekli kullanım başladığında bağımlılık gerçeği onu içine alacaktır. Bundan korunmanın en iyi yolu “doktor haricindeki ilaç tekliflerini kabul etmemektir”.
Bilmediğin hapı yutarsan, hapı yutarsın!
Sigara kullanmama prensibi
Sigaranın başlı-başına bağımlılık yapıcı ve zararlı bir maddedir. Sigaranın diğer bağımlılık yapan maddelerle alakası; maddelerin genel olarak ilk kullanılma yönteminin “TÜTÜN İÇİNE KARIŞTIRILARAK” sunulmasıdır. Sigara içen ile içmeyenin karşılaşacağı tehlike aynı değildir.
Sigara içen tütünü tanıdığı için, içerisine madde karıştırılmış bir sigarayı alıp içme ihtimali vardır ama sigara içmeyen için böyle bir ihtimal yoktur. Sigara içmeyen kişinin bu teklif karşısında daha teklif cümlesi bitmeden “ben sigara içmiyorum ki, bu teklifini niye kabul edeyim?” deme ihtimali yüksektir. Sigaranın kendisi bağımlılık yapan bir madde olmakla birlikte, diğer maddelere geçiş olma tehlikesini özünde her zaman barındırmaktadır.
Tabii ki hiç sigara içmeyen biriside böyle bir teklifi kabul etme riskine sahiptir ama sigara kullanıcısı ile hiç sigara kullanmayan insan arasında mevcut risk, doğal olarak farklıdır.
Ayrıca sigara kullananların da bilmediği, emin olmadığı sigaraları içmemesi kendilerini sigara içerisinde gelebilecek maddelerden korumak için yapmaları gereken bir davranış olmalıdır. Çünkü sigara paketi içerisinden çıkarılan bir adet sigara diğer sigaralardan farklı olmayabilir ama bunun yanında “bilmeden içtim” demek pek mümkün değildir çünkü ateşle buluştuğunda çıkaracağı kokunun en azından sigara kokusu olmadığı içen tarafından anlaşılabilir.
Sigara içmezseniz kendinizi hem sigaranın zararlı etkilerinden hem de sigara içinde gelebilecek bağımlılık yapıcı maddelerden korursunuz!
Alkol kullanmama prensibi
Birçok nezarethane öyküsü der ki; “Belki şu anda esrar yüzünden buradayım, ecstasy yüzünden buradayım ama asıl burada olmamın sebebini anlamak için geriye dönüp baktığımda, bu maddelerle ilk karşılaştığım anların alkolle ilişkisi olduğunu görebiliyorum.”
Yani gençler arasında çok sık duyduğumuz bu olayın daha net ifadesi şudur; genelde gençlerimizin hayatlarına ilk giren madde yasal olması sebebiyle “bira” olmaktadır. Doğum günü partisiydi, sokak köşesiydi, park başıydı diye başlayan bira kullanımının söz konusu olduğu ortamlarda gençler sarhoş olurlar. Sarhoşluk boyutuna geçmiş gençlerin “hayır” dirençlerinin düştüğü anlarda uyuşturucu maddelerin ortaya çıktığı defalarca kez ispatlanmıştır.
“Sarhoşken verilmeseydi belki de bu maddelere bağımlı olmayacaktım!” dememek için alkol almamaya ya da aldığınızda yanınızda güveneceğiniz insanların var olmasına lütfen dikkat edin!
Alkolün azı az zarar, çoğu çok zarar, sahtesi akıllara zarardır! Alkol de sigara gibi diğer bağımlılık yapıcı maddelere zemin hazırlar.
Yapılan uyuşturucu tekliflerine HAYIR cevabı verilince ne olur?
• Küçümseme: Yapılan teklifi kabul etmediğiniz zaman, alaycı tavırlar takınırlar, “Annenden izin al da gel”, “sen zaten yapmazsın, derslerine iyi çalış”, “Sütünü iç sen” gibi.
• Yağ yakma: Teklifi kabul etmeniz için size bolca iltifat ederler, “Sen ortamın gülüsün”, “Sen buraya gelmezsen ben de sen çağırınca gelmem”, “Sen gelmezsen eğlencemiz eksik kalır” gibi.
• Dışlama: En yakın arkadaşı veya teklifi yapan grup arkadaşlık etmemekle tehdit ederler. “Bir daha benimle konuşma”, “Aramıza bir daha seni almayız, ona göre” gibi.
• Yalvarma: Arkadaşlık ilişkisinde en çok uygulanan ilişki tarzıdır. “Hatırım için yap bir kere”, “Ne olur ya iç işte, bak ben de içiyorum”, “Ya kırmasana beni” gibi.
• Tehdit: Arada bilinen bir takım sırların ifşa edilmesi ve samimiyet suiistimali olarak tanımlanabilir. “Kesinlikle içeceksin, başka türlü buradan çıkamazsın”, “Benim içtiğim gördün, sen de içeceksin”, “İçmezsen kavga ederiz” gibi.
• Şantaj: Bu durum bir kez içildikten sonra çok sıkça yapılır. “İçtiğini anne-babana söylerim”, “para vermezsen, krize girince ben de sana uyuşturucu vermem” gibi.
Sağlam bir HAYIR cevabı yukarıda sayılan diğer yöntemlerin hepsini boşa çıkarır. Hayır demenizi engellemek için yapılan bu baskılar maalesef EVET demeniz ile neticelenir ise BAĞIMLILIK gibi bir sorunla daha büyük problemler yaşayacağınız kesindir.
HAYIR demek bir anlık baskı oluştursa da, EVET ile başlayan BAĞIMLILIK koca bir hayatı israf etmek olacaktır. UNUTMA!
Bağımlılıkla ilgili doğru gösterilen yanlışlar sizin bağımlı olmanız içindir
Ya zaten herkes kullanıyor
YANLIŞ! Size bunu diyen, kendisine suç ortağı arayan, kandırmaya çalıştığı kendi vicdanının sesini, sizin de uyuşturucu kullanmanızla birlikte iyice bastırmak isteyen kişidir. Dünyada yaşayan her insanın uyuşturucu kullanmadığını herkes bilir ancak bu telkinle yapılmak istenen bunun çoğunluk tarafından yapılan, toplum tarafından kabul edilen bir davranış olduğuna karşı tarafı inandırma çabasıdır. Herkes uyuşturucu kullanmıyor, hatta büyük çoğunluk bırakın kullanmayı, başka insanların da kullanmamasını istiyor.
Farklı olacaksın
YANLIŞ! Sizi sıradan, cesareti olmayan birisi olarak suçlayıp, uyuşturucu kullanımını farklı olmak adına yapan kişiye şunu sormak yeterli olacaktır. “Farklı olmayan bir sürünün içerisinde olduğumu söylüyorsun, peki sen uyuşturucu kullanarak bir başka sürüye dâhil olmuyor musun?” İnsanın farkı, aklını kullanarak, sorumluluklarını yerine getirerek, yaşadığı zorluklardan başarıyla çıkmaya için çabalayarak, bir birey olarak ortaya çıkar. Zaten her insan bir başka insandan farklıdır. İkizler bile birbirinden farklıdır. Farklı olmak uyuşturucu ile pekâlâ mümkündür. Ancak bu fark, bağımlılıkla birlikte ortaya çıkan büyük bir çöküşün farkıdır.
Bir kereden bir şey olmaz
BÜYÜK YANLIŞ! Bu konuda en sık tekrarlanan, her defasında inanılarak söylenen en büyük yalandır. Çünkü bir sayısı matematikte küçük olsa da, bağımlılık probleminin insan hayatına girmesi için yeterli olan en büyük sayıdır. Bir kere, ardından gelecek olan “her kerenin” önsözüdür. Bir olmadan beş olmaz, bir kere olmadan yüzüncü kez kullanım olmaz, kısacası bir kere olmadan hiç kimse bağımlı olmaz. Bir kere, bir uyuşturucu ile tanışmanızı ardından da diğer tüm uyuşturucuların içeriye girmesi için kapıyı açık bırakır. Bir kereden çok şey olur. YAKLAŞMA!
Senin iraden yok mu? İstemezsen bir daha içmezsin
YANLIŞ! Her insanın bir başka insanla kıyaslanmasa da bir iradesi vardır. Kıyaslamamak önemli çünkü aynı yaşta olsanız da bir arkadaşınız çok hızlı ve uzun mesafe hiç durmadan koşabilirken, siz koşamayabilirsiniz veya koşmayı sevmeyebilirsiniz. O yüzden koşmak konusunda iradeniz bir başkası ile aynı olamaz. Bu her konu içinde geçerlidir. Kaldı ki, uyuşturuculara karşı irade; kullanımdan, denemeden hemen öncedir. Kullanım sonrası kan dolaşımıyla vücudun her yerine ulaşan uyuşturucu, merkezi sinir sisteminize yani beyninize hükmeder ve o anda zaten irade ortadan kalkar. Bağımlılığın gelişimiyle birlikte irade yani kontrol hepten bağımlı olunan maddeye geçer. O yüzden kullanım tekliflerinde “irade” kelimesi ile yapılan kandırmacalara kulak asmamak gerekir. İrade kullanmadan önce vardır, sonrasında yoktur!
İstersen kendini kontrol edersin
YANLIŞ! İnsanı kendi kontrolüne hapseden uyuşturucuları kontrol edemezsin. Başkalarının bağımlılık hallerine bakıp, ben kullansam onlar gibi olmam, kendimi istersem kontrol edebilirim demek, uyuşturucu olasılığı olan ortamlara kullanmasanız dahi girmeniz için yeterli sebeptir. Sonrasında gelen tekliflere oldukça açık hale gelirsiniz. Kullanımı kontrollü bir uyuşturucu yoktur. Bazıları bunu iddia eder ancak bu iddia sahibi birçok kişi şu anda en az bir kere tedavi süreci yaşamış bir uyuşturucu bağımlısıdır. Evet, istersen kendini kontrol edebilirsin ancak bu uyuşturucu almamak için o mekânlara adım atmamakla olur.
Sosyal ilişkilerin için bunu yapmalısın
YANLIŞ! Uyuşturucu ile ortaya çıkan herhangi bir sosyal ortam, deneme sonrası kullanım sıklığına, ardından en hızlı şekilde bağımlı olmana sebep olur. Zaten bağımlılığın sosyal bir problem olduğunu tanımından görüyoruz. Çünkü sosyal ortamı uyuşturucu ile çevrilen bir kişinin istese dahi o çevreden geri çıkması zordur. Bağımlılık tedavisinde en zor kısım burasıdır. Zira bu çevreye alışan birinin zamanla sağlıklı çevresi sıfırlanır. Beyni zarar görmüş bir insanın yeniden sağlıklı ilişkiler kurması da o kadar kolay değildir.
Bir şeyler kullanma arkadaşlıkları pekiştirir
YANLIŞ! Arkadaşlar ile iyi vakit geçirmenin, samimi olmanın yolu illa da bir şeyler kullanılarak oluşturulmaz. Herkes yine bilir ki, içilen bir uyuşturucu veya alkolün etkisi ile yapılan sohbetlerin, atılan kahkahaların ya da ertesi gün için verilen sözlerin bir hükmü yoktur. Çünkü ayılırken hatırlanmayacak her durum o anda esir kalır. Yalan bir gecenin sabahında da arkadaşlık pekişmez.
Bağımlı olanlar zayıf insanlardır
YANLIŞ! Beden olarak sağlıklı olan insanlar uyuşturucu konusunda daha güçlüdür, genelde zaten zayıf, sağlıksız insanlar bağımlı olur. Sen onlar gibi değilsin, denildiğin de hemen şunu hatırlamak gerekir ki, durum hiç de öyle değildir. Uyuşturucu maddeler içerisinde bulunan zehirler sebebiyle insanın vücudunu zehirler, diğer hastalıklara açık bir hale getirir. Yani zayıflar da bağımlı olur, sağlıklı bedenler de olur, çünkü bağımlılık herkesi zayıf düşürür. Uyuşturucu sağlıklı birini zayıf, zayıf birini daha da zayıf düşürür. Bu zayıflık yalnızca bedeni bir zayıflıkta değildir, karakter, kişilik, insani her şey de zayıflar.
Ara sıra takılmakla bir şey olmaz
YANLIŞ! Kimin hangi maddeye direnci var veya hangi madde bir kullanımla birlikte kişiye tesir eder ve bağımlılık başlar bunu kimse denemeden bilemez. Ara sıra diye başlayan birçok kişi bir süre sonra o maddeler olamadan adım atamaz hale gelebilir. İlk başlarda bazı maddeler için mümkün gibi gözüken bu durum aslında sonrası için kişiyi esir eden asıl durumdur. Örnek sigara içen herkes bu düşünce ile bu işin içerisine adım atmıştır.
Varsa bir zararı yalnızca sana kime ne?
YANLIŞ! Bağımlılık biyolojik, psikolojik ve sosyal bir sorundur. Bu üç duruma zararı olan uyuşturucuların yalnızca kullanan için zararlı o zaman kimse karışmasın diye savunmak çok boş bir durumdur. Biyolojisi uyuşturucu ile zarar gören kişi, zayıflar varsa işi, işini yerine getiremez, işsiz kalır. Maaşı olmayınca ailesi zor durumda kalır, suç işler suçun mağduru birçok kişi ortaya çıkar. Psikolojisi bozulan bir bağımlı kendine zarar verdiği gibi etrafında olan herkese her an zarar verebilecek bir potansiyele sahiptir. Sosyal hayat demekse başka hayatlarla ilişki kurulan, paylaşım yapılan hayatı tanımlar. Dolayısıyla bir bağımlı en sevdiklerini bu sorunlar girdabının içerisine aldığı gibi hiç tanımadığı insanları dahi etkileyebilir Misal, uyuşturucuya verilen parayla zenginleşen suç örgütlerinin zarar verdiği insanların vebali aynı zamanda uyuşturucu bağımlılarına kadar uzanır. O yüzden zarar büyüktür.
Ottur günahı yoktur!
BÜYÜK YANLIŞ! Esrar maddesi için söylenen bu ve benzeri söylemler birçok uyuşturucu kullanım adayının kandırılıp bağımlı yapılmasını sağlamıştır. Hangi uyuşturucu olursa olsun onları masumlaştırmak (!) için söylenilen bu tarz sloganlar, bu işten menfaat temin eden veya kullananların kendilerini kandırmak için uydurdukları sözlerdir. Günümüzde esrar maddesi, kendisi başlı başına bağımlılık yaptığı gibi diğer birçok başka uyuşturucuların da insanlar tarafından kullanılması için zemin hazırlamaktadır. Böylece ikili, üçlü kullanım dediğimiz birden fazla uyuşturucunun aynı anda kullanılmasına neden olmaktadır.
Uyuşturucu kullananları hapsetmek meseleyi çözer
YANLIŞ! Çözmez, içeriye giren birçok bağımlı, rehabilitasyonu sürecini yaşamaz ise hapishaneler insanları iyileştirmez. Yalnızca bağımlıların yaşadığı mekânlar değişmiş olur. Ayrıca bağımlıların hapse girmesiyle dışarıda kalanların fikri, “işin ucunda hapis var, o zaman biz de kullanmayalım” diye pat diye değişmez. Hayat boşluk kabul etmez. Bir içicinin yerini bir başkası, bir satıcının yerini yine bir başkası anında doldurur. Çünkü asıl olan talebi de kısmaktır. Talep etmeyen bir toplum olursa, uyuşturucu satıcıları anlamını yitirir. Bunun içinde önleme eğitimleri ile tüm toplumun bilinçlendirilmesi gerekir.

Bağımlı olan kişi
• Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir.
• Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar. Yani yakınındaki insanları soyar.
• Uyuşturucu parasını bulabilmek için çeşitli hırsızlıklar yapar, bulduğu paranın tamamını uyuşturucuya yatırır.
• Hırsızlık sonrası veya aynı anda kadın-erkek fark etmeksizin fuhuş yaparak bu işten kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar.
• Ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: “HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICIDIR!” Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafında ki bir insanı uyuşturucu maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı ilk zamanlarda yoktur. Yani yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur. O yüzden arkadaş arkadaşın uyuşturucu satıcısıdır.
Her hastalığın bir başka insana bulaşmasına neden olan bir sebebi vardır. Buna virüs veya mikrop denir. Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Ve bu hastalığın virüsü bizzat insandır. Bağımlılık insanın insana bulaştırdığı bir hastalıktır!


BU BÖLÜMÜN BAŞKA BİR İNTERNET ORTAMINDA VE BASKI YAPILARAK YAYINLAMASI TELİF İHLALİNE SEBEP OLACAKTIR. BU SİTE DIŞINDA BASKI VE DİĞER HER ŞEKİLDE YAYINLANMASIYLA İLGİLİ TÜM TELİF HAKLARI NEMESİS KİTAP VE YAYINCILIĞA AİTTİR.