Pamuk Ayna - Zafer Ercan Kitapları

 

 

 

Kitaplarım

Pamuk Ayna

Giriş

Elinizde şu an duran kitabın birazdan ilk sayfasını çevirecek ve gerçekten kendini insan sevgisine ve insan kanı ve beyninin temizliğine adamış yürekli bir adamın, vatansever bir polisin son derece bilimsel bilgilerle dolu ve özellikle zehir tacirlerinin bir numaralı hedef kitlesi olan gençlere başucu kitabı olabilecek kitabının derinliklerine dalacaksınız.

Âdetim değildir kitaplara giriş-önsöz yazmak. Bu Zafer Ercan'ın kitabı olunca hevesle sarıldım harflere. Zafer öyle bir insandır ki; sıra dışı bir sorumluluk, hem çocuk, hem olgun kişilik ve uyuşturucuyla mücadeleye adanmışlık... 

Yıllardır tanırım Sevgili Zafer'i… 

Siz hepsini bilemezsiniz ama düğün salonunda bile seminer verdik biz. Yeni karşılaştığı her gence büyük bir motivasyonla yılmadan bıkmadan anlatmaya hazır. Bugüne kadar yazdığı diğer eserleri gibi Pamuk Ayna'da da uyuşturucunun, bağımlılığın korkunç yüzünü, torbacısını, içicisini, Zafer'in hiçbir şey bilmiyormuş gibi sorup her şeyi bildiğini, yıllarca edindiği bilgi birikimini, bağımlılığın değişimini ve bugünkü durumu, doyurucu ve akıcı bir dilde bulacaksınız. 

Polis bu işten ne anlar demeyin! Uyuşturucuyla mücadelenin en önemli ayağı kolluk kuvvetleridir. Ve kimse kırılmasın, Zafer benim için bu konudaki en hatırlı polistir. Polis Zafer bu işten iyi anlar.

Yine kendi sıra dışılığına uygun bir isimle çıkardı kitabını: “Pamuk Ayna” 

Pamuk ayna nasıl olur diye merak ediyorsanız hadi sayfaları çevirmeye başlayın. Bu kutsal mücadeleye destek verin... 

Prof. Dr. Arif Verimli
Psikiyatrist 

Önsöz
 
Son sözü söyleyen bir kitaba önsöz yazmak zor!

Hayatla nasıl baş edeceğini, nelere karşı kişiliğini koruması gerektiğini gözümüzün içine bakarak öğrenmeye çalışan çocuklarımızla diyalog kurmanın hayati önemini anlatıyor.

Çünkü leş kargaları gibi bu taze kimliklerin etrafında uçuşan uyuşturucu tacirlerinin elinden onlarla kuracağımız gözlemci ilişkiler hayatlarını kurtaracaktır.

Elinizde tuttuğunuz bir bira bardağı, parmaklarınızın arasındaki bir sigara, öfkeli bir gününüzde masanıza koyduğunuz bir şişe farkında olmadan onlara gizli mesajı veriyor.

“İçinde bulunduğun durumu unutmak için, gerçeklerden geçici kaçış için uyuşturucu etkisi olan maddeler emrindedir”

Bağımlılık ve ona açılan kederli yollar, yalnızlığı paylaşılmamış, iletişim kurulmamış, kollanmamış çocukların önüne serilir…

Adli Bilimler Uzmanı Zafer Ercan’ın ömrünü adadığı madde bağımlılığı konusu bu kitapta ebeveynlere psikolojik bir ışık tutuyor ve testi kırılmadan dikkat edilecek noktaları, gözlemleri aktarıyor.

Dünyanın başındaki en büyük bela olan uyuşturucuların “İpekyolu” üzerinde bulunan ülkemizin taze beyinlerinin, evlatlarımızın korunması için alarm niteliğindeki bu kitap sadece sizin değil, tüm yakınlarınıza hediye edeceğiniz kıymetli bir uzman hediyesidir.

Organize suçlarla mücadelede “bir” olmanın görevini omuzlarınıza alın, batağa düşmemeleri için gençliğin elinden tutun.

Sayfaların içinde akarken, insanların uyuşturucu maddeyle nerede, nasıl ve hangi şartlarda karşılaştıklarını okudukça bu suç oluşumunun önüne geçmede size ne kadar büyük görev düştüğünü anlayacaksınız.  

Sadece uluslararası ve ulusal yüzlerce kongre, seminer ve eğitim veren, birikimini toplumla her alanda paylaşan bir yazarı okumuyorsunuz; sizi, ülkesini, çocuğunuzu ve insanlığı “keşke”lerden kurtarmaya hayatını adamış bir âdemoğlunun, bir emniyet müdürünün kitabıdır elinizdeki…

Hataya düşmüş insanların hâlâ bir şanslarının olduğunu, kendilerini psikolojik bu şiddetten kurtarabileceklerini gözlerinin içine bakarak sevgiyle ve bilimle anlatmanın bilinçli yollarını beraber kuracaksınız.

Onurlu ve özgüvenli insanları oluşturmada topluma ve size düşen rolleri hikâyeler içinde hayretle okuyacaksınız.

Yolunuz, geleceğimiz aydınlık olsun.
 
Ayşenur Yazıcı
Yazar

Gözyaşlarımızı Bitti Sanmıştım

Zafer Ercan’ı ilk ne zaman tanıdığımı hatırlamıyorum… Çocuktum gibi geliyor… Meğer değilmiş... 2000’lerin ortalarında, yaşlarımızın yakın olduğunu öğrendiğimde çok utanmıştım. Çünkü ben hayatın gerçeklerinden uzak ve her tehlikeye açık bir gençlik yaşarken, okullarda, televizyonlarda, radyolarda, dergi ya da gazete mülakatlarında Zafer Ercan’ın bağımlılık karşıtı mücadelesini görürdüm... Salt bir polis müdürü değildi anlayacağınız. Bağımlılıkla mücadeleye ömrünü adamış bir dava adamıydı.  Anlamlı bir hayat nasip etmişti Allah (c.c) Zafer’e… Bir görevi vardı O’nun bu hayatta, bihakkın yerine getirdi...  

Ne Zararı Olabilir Ki?

“Pamuk Ayna”yı bana gönderdiğinde heyecanla okudum. Pamuk Ayna, aslında bağımlılıkla mücadelede Zafer Ercan’ın geliştirdiği bir metot… Bu metoda göre, kalbi pamuk olanın, aklı da ayna olur! Ercan’ın Pamuk Ayna’da kastettiği “Pamuk” metaforu sevgiyi ve sevdiğine şefkati, “ayna” metaforu ise yüzleşme başta olmak üzere bilgi ışığında sorunun çözümünü hedefliyor.

Pamuk Ayna’da bizzat uyuşturucu ya da bağımlılık yapıcı madde mağdurlarının ikrarları olduğu gibi uzman gözüyle Zafer Ercan’ın mülakatları da var. Dolayısıyla en çok ilgilenmesi gereken anne-babalar için rehber niteliği taşıyan önemli bir kitap çıkmış ortaya. En çok da iki çocuk babası bir adam olarak benim dikkatimi çeken, bağımlılık yapan maddeler arasındaki akrabalık bağı! Ki bunu bugüne kadar fark etmiş değildim. Mesela “bonzai” adı verilen bir maddenin üzerinde çokça durmuş kitapta Zafer Ercan. İşimiz haber olduğundan, emniyet bültenlerinden adını sıkça duyardık. Meğer Bonzai’de benim atladığım başka bir detay varmış. Bonzai, sentetik bir madde olmasına rağmen, doğal bitkisel bir madde olarak satılıyormuş. Bonzai için verilen partilerde, çocuklar; “esrar gibi bir şey, fazla zararı yok” denilerek davet edilirmiş. Bu aynı zamanda şu anlama geliyor. Esrar için hep duyduğumuz; “sigara gibi bir şey, fazla zararı yok” sözünün bir anlamda devamı. Ve sıkça nargile için duymakta olduğum; “sigara gibi zararlı bir şey bile değil, elma kabuğu gibi bir şey”.  Bu demek oluyor ki, bazı maddeleri birbirine benzeterek, diğerinin masumiyetinden yararlanarak tuzaklar kuruluyor ve böylece en aşağıya inecek olan merdivenin ilk basamağına çocukları çekmek mümkün olabiliyormuş... Zira bu sigaraya benzeyen esrar ve esrara benzeyen bonzai için yapılan tanımlamaların tamamen yanlış olduğunu, kitapta ağlayarak okuduğum Emily’nin hikayesi’nde daha iyi anladım. Sentetik uyuşturucudan ölen kız çocuğu Emily’nin annesinin, facebook günlüklerini okuyacaksınız birazdan. Eğer sizin de kızınız varsa, 16.doğum gününden dört gün önce yaşam destek ünitesinin fişini çekmek zorunda kalan anne ile empati kurabilirsiniz... 16.doğum gününden 4 gün önce... Hayalleriyle, umutlarıyla, planlarıyla birlikte girdi toprağın altına… 

Bütün bu anlatılanları okurken, “alkolsüz bira bir şey yapmaz”, “ben dudak tiryakisiyim, istesem bırakırım” türü bize özgü savunmalar geldi gözümün önüne... Kaç yaşında korumalıyız ki çocuklarımızı? Kitapta tüyleriniz ürpererek göreceksiniz, uyuşturucuya bağlı ataklar nedeniyle acile gelenlerin yaş ortalamasını. 12 ile 17 arasında... Yani araba çarpar diye tek başına bakkala bile yollayamayacağınız yaştaki çocuklar, bağımlılığın pençesinde yaşam savaşı veriyor…

Pamuk Ayna Bittiğinde

Pamuk Ayna’yı okuyup bitirdikten sonra, ellerimle kucakladığım kitabı göğsüme bastım ve başımı yukarı kaldırıp, “yaşanmış hikayeler”e konu olmamak için yalvardım Allah’a... Çünkü kitap açıkça bir şey söylüyor; “Sizin muhafazakâr yaşantınız, ahlâki ve dinî telkinleriniz, etrafta gösterdiğiniz kötü örnekler, ailenizden herhangi birinin bu nedenle ölümü bile, çocuklarınızı korumak için yetmeyebilir!”. Her saniye, çocuğunuzun omzunun üzerinden önüne baksanız bile, ensesinde her an nefesinizi de hissetse, yalnızca uyurken yalnız bıraktığınızı bile zannetseniz, çocuğunuz ve uyuşturucu, birbirine her an çok yakın...

Polis Olmak

Kitapta sadece bağımlılıkla mücadeleyi ve baş etme yollarını bulmayacaksınız... Baba Zafer’i, Polis Zafer’i, evlât Zafer’i anlayacağınız denemelerden müteşekkil “Konu dışı, Zaferin içidir!” bölümünü de yastık altı hikâyeleri gibi okuyup okuyup ağlayacaksınız...  

Özellikle her darbe dönemlerinde, sokakları hareketlendiren derin yapıların öncelikle hedef seçtiği polislerin, psikolojisini ortaya koyan çok önemli bir makaleden bir iki cümle paylaşacağım sizinle. Ben de gazeteciyim ve son tahlilde hiç kimseye yaranamayan birkaç meslekten birine mensubum... Dolayısıyla Zafer’le bu anlamda kader ortağı olduğumuzdan bu yazının altına iki kere imza atarım… Belki fark etmişsinizdir, bazı meslek grupları arasındaki benzerliği. Polislik ve gazetecilik birbirine çok benzeyen işlerdir… İkisi de vazife nedeniyle sahadadır. İkisi de vazifesinin gereğini yaptığı için alçakça saldırılara uğrar.  Hem mesleğimiz uğruna ailelerimizden çalarız hem de hiç kimseye yaranamayız!  

Peki siz, hiç çocuğunun gözünden polis babasına bakmayı denediniz mi? Mesela, bir polisin, çocuğunun ayın 14’ünde değil de, 15’inde doğmasına neden sevindiğini anlayabilir misiniz siz? (‘Polis Çocuğu Paşam Oğlum’ makalesinden) Çünkü doğumu halletse de polis memuru baba, her yıl doğum günü hediyesini nasıl alırdı, maaş gününden önce doğsaydı çocuğu? İnsafsız saldırıların ve ithamların odağındaki polisin, çocuğuyla köyün ortasındaki tepede uçurtma uçurduğunu düşündünüz mü bugüne kadar? Her şeyden önemlisi ise, çocuğundan çaldığı zamanları, insanlığa harcayan bir babanın, bu millet hakkını nasıl ödeyecek? 

Akşam ayak altında dolaşmasınlar diye çocuklarınızı odalarına kovaladınızsa, şu satırları dikkatle okuyun; “…İstanbul’un yoğun polislik günlerinde telefondan; “babacığım bir isteğin var mı?” sorusunu sorardım hep sana. Sen de her zaman ki değişmez cevabını verirdin bana; “erken gel başka bir şey istemem” diye. Ve ben çoğu zaman erken gelemezdim ve sen hiçbir zaman bunu sorun etmezdin. Çünkü sen, doğduğun gün öğrenmiştin polis çocuğu olmayı…” Velhasıl, Zafer Ercan’ın bu kitabı, anne-babalar için tam anlamıyla bir başucu kitabı olacak... Sadece bağımlılıkla mücadele ve çocuklarını zararlı alışkanlıklarından korumak isteyen anne-babalar için değil, hayatı çocuklarıyla yaşamak isteyen anne-babalar için de, aile bilincini tesis etmek ve muhafaza etmek isteyen anne-babalar için de bulunmaz nimet… Çok şanslısınız… Çünkü şu anda bu çok önemli kitabı okuyorsunuz... Yüreğine sağlık amirim… 

Ersoy Dede
Gazeteci


Satın Al

Pamuk Ayna
Zafer Ercan - Madde Bağımlılığı İle Mücadele - Eğitim | Billur TV

Yaacov Dior has been appointed CEO of IDT Carmel. Prior to joining IDT Carmel, Mr. Dior was the CEO of Israel Credit Cards (Visa-Cal) Ltd., Chairman of rolex replica. in Israel and a member of the Board of Directors of Visa International."We are very excited about this transaction," said Mr. Dior. "We purchased our first debt portfolio in rolex replica. Since that time, we've made other acquisitions and have now entered into a joint venture with a partner with extensive industry experience. This forward flow purchase represents the next step in Carmel's replica watches uk."About IDT CorporationIDT Corporation is an innovative and opportunity seeking multinational company with operations that span various industries. Through its Telecom subsidiary, IDT provides telecommunications services worldwide to the retail and wholesale breitling replica. IDT's Capital division incubates newer businesses, and the company's Spectrum subsidiary holds its spectrum license assets.IDT Telecom provides retail and wholesale telecommunications services and products, rolex replica pre-paid and rechargeable calling cards, consumer local, long distance, and wireless phone services, and wholesale carrier services. All rights reserved. Appoints Eric Cosentino to Its Board of Directors; Alan Claman to Assume Role with IDT's Israel rolex replica.