Bir mektup aldım. Zafer Ercan’dan, Bingöl’den. Zafer Ercan’ı tanırsınız. “Sıra dışı polis” diye hayatımıza girmişti. Uzun saçları, uzun bıyıkları ve en önemlisi de gençleri eğitirken söyledikleri biz gazetecilerin ve sonrasında sizlerin çok ilgilisini çekmişti. Konuşma yapması için en çok davet edilen isimlerin başında geliyordu. Zafer Ercan bir süredir okullara konferans vermeye gitmiyordu, ortalıkta yoktu. Meğer Bingöl’deymiş. Mektubu şöyle başlıyor:
“Kelebek etkisine inananlardanım… Minicik bir kelebeğin kanatlarından çıkan esintinin güçlü bir rüzgara dönüşebileceğine yürekten inanıyorum... Sizlerde inanın!” Yine boş durmamış. Gittiği Bingöl’de müthiş bir proje başlatmış. “27 Temmuz 2008 Pazar günü Bingöl’de şark görevime başlamamın 16. günüydü. Yaşatmak yerine öldürmeyi kendine yol seçmiş insan görünümlü bu yaratıklar,kan kokan elleriyle hazırladıkları bombayı kapımızdan içeri attılar ama patlamadı.Anne olmak gibi bir kutsallığı yaşama fırsatı varken onun yerine terörist olmayı seçen kadın saldırgan, ara sokakta, özel harekat polisleri ile karşılaştı, sonu ölüm oldu. İnsan tarafımla, az önce yaşanan olumsuzluklara ve yerde yatan teröristin hainliğine inat, cesedi başında oturdum. Onun çocukluğunu hayal ettim. Anne babasını gülümsemesiyle nasıl mutlu ettiğini, çizgi film seyrettiği anı, evcilik oynadığını… Hala cesedin başındayım ve gözlerim kapalı bir hayal kurdum. Bu kadının çocukluğundayım, öğretmeni onun hızlı koştuğunu fark ederek bir spor ayakkabısı hediye ediyor ve o kızın doğru yöne; iyiliğe, güzelliğe, sevgiye koşmasını sağlıyor. Bir spor malzemesi bir gencin yanlış bir yola gitmesine engel olabilir diye yola çıktım.” Zafer Ercan gençler için harika bir proje başlatmış. Alkışa değer. Ayrıntılar çarşambaya bu köşede. Ben boşuna demiyorum “Güzel şeyler de oluyor” diye”
NE ÖĞRENDİM?
Sevgiyi aktarmakta zorlanan sadece insanlardır
Balçiçek Pamir
bpamir@htgazete.com.tr
Haber Türk Gazetesi