Afrika’nın bilinmeyen bir ülkesinde, bir zamanlar, bir ülkenin yönetimini askeri darbe ile ele geçiren General Kibranagoz diye bir devlet başkanı vardı. Bu devlet başkanı her ne kadar ülke yönetimini bir darbe sonucunda ele geçirmiş olsa da, halkının kendinden memnun olması için elinden geleni yapmaya çalışırdı. Bu konuda bir takım gayretleri olduğunu halk kabul etse de genel olarak durumdan memnun oldukları pek söylenemezdi. General Kibranagoz, ülkesinin çok kısıtlı olan para kaynaklarını halkı memnun etmek için harcıyor ve bu durumu bilenler müthiş bir gelecek kaygısı taşıyordu.
General Kibranagoz insanlarının bir araya toplandığı etkinlikler yapmayı çok seviyordu. Dünyanın ünlü şarkıcılarını ülkesine davet ediyor, onlara halka açık konserler verdiriyordu. Bir de en çok futbolu seviyordu. Kendi ülkesinde futbol ligi olmamasına rağmen dünyanın en ünlü futbolcularını düzenlendiği özel gösteri maçlarıyla bir araya getiriyordu. Tabii bunların hepsi para harcamak demekti. Anlık mutluluklar dağıtarak ülkeyi yönetmek, onun kolay yoldan, darbeci olduğunu unutturmak için seçtiği bir yöntemdi.
General Kibranagoz, sarayının tam karşısında bulunan palmiye ağaçlarıyla kaplı tepelik araziye kıtanın en büyük hayvanat bahçesini açtırmıştı. Afrika’da bulunan bir ülkede en büyük hayvanat bahçesini açmanın ne kadar mantıksız olacağını hiç kimse ona söyleyememişti. Generale, gerçeği söyleme cesareti gösteremeyenler haklı çıkmıştı; Palmiye Hayvanat Bahçesi yeterince ilgi görmemişti. Çünkü bu kıtanın insanları doğal yaşamda bol bol gördükleri hayvanları, bir hayvanat bahçesinde görmenin anlamsızlığını çoktan idrak etmişlerdi. Bir kez yapılan Madonna Konseri bile daha fazla ilgi görmüştü. General Kibranagoz, Afrika’da olmayan hayvanları getirmeye karar verdi. Ve bu karara da yine hiç kimse itiraz edemedi.
Geriye adım atmayı yenilgi sayan General, ilk olarak bir Kutup Ayısı getirilmesini emretti. Palmiye Hayvanat Bahçesi’nden sorumlu Bakan, hemen çalışmalara başladı ve kısa bir süre içerisinde Afrika sıcağında yaşaması mümkün olmayan bir çift kutup ayısı getirmeyi başardı. Afrika sıcağını ortadan kaldırmak için onca yapılan para harcamalarından sonra kutup ayılarının bölümü halkın ziyaretine açıldı. İnanılmaz bir ziyaretçi akını başladı. General Kibranagoz, bunu bir başarı olarak görüyordu.   
Bu başarı hikâyesi uzun sürmedi. Çünkü Erkek kutup ayısı günlerdir hareket etmeden duruyor, dişisi onun yanına geldiği zaman az kalan tüm enerjisiyle ona saldırıyordu. Korkudan bakıcısı dahi yanına yaklaşamıyor, artık herkes onun öleceği anı bekliyordu. Herkes şaşkın, General Kibranagoz çok öfkeliydi, yardımcılarına kızıyor, “kutup ayısına eğer bir şey olursa hepsine bunu ödeteceğim” diye haykırıp duruyordu. Birden ayağa kalktı ve Palmiye Hayvanat Bahçesi’ne gitti. Oraya gideceği planlanmadığı için hayvanat bahçesinde büyük bir karmaşa oldu. Generali yakından görmek isteyen halk izdihama neden oldu. Tam bu sırada bir çocuk kutup ayılarının olduğu bölümdeki havuza düştü.
Hasta ve huysuz olan kutup ayısı havuzun kenarında yattığı yerden kıpırdamadan çocuğa bakıyordu. Birkaç gündür her yanına geldiğinde saldırdığı dişi kutup ayısı artık kapalı alanda görünmeden durduğu için yine ortalarda görünmüyordu. Herkes korku içerisinde çocuğa bağırıyordu. Hiç kimse konuşmak dışında bir şey yapamıyordu. Küçük Çocuk boyunun yeteceği yere kadar havuzda yüzdü, sonra ayağa kalktı. Herkes ayıdan uzak durmasını söylerken O doğruca Erkek Kutup Ayısının yanına gitti. Kutup ayısı başını kaldırmadan çocuğu kokladı. Sonra ona zarar vermeyeceğinden emin olan çocuk elini ayının başına koyup onu sevmeye başladı. Palmiye Hayvanat Bahçesi’nde herkes bir film izliyor gibi sessizliğe bürünmüştü. General Kibranagoz da son derece şakındı.
Kutup Ayısı, çocuğa doğru sağ ön ayağının pençesini uzattı. Herkes hep bir ağızdan bir uğultu çıkardı. Çocuk hiç korkmadan ayının uzattığı pençesine dokundu. Ayı adeta boynunu bükmüş ve çocuktan yardım istiyordu. Bakıcılarının göremediği sorunu gören çocuk, hemen ceplerini karıştırmaya başladı. Çocuk bir şeyler arıyordu. Ayının çocuğa uzatıp gösterdiği pençesinde tırnağının arasına metal bir tel parçası girmiş ve onu yürüyemez hale getirmişti. Ceplerini karıştıran küçük çocuk heyecanla cebindeki kalemtraşı çıkardı. Ve ayıya gösterdi. Sanki ayıdan bir olur onayı bekliyordu. Onayı aldığını düşünen çocuk, kalemtraşın kalem sokulan boşluğunu ayının tırnağına çakılmış tele soktu. Eliyle çevirdi, teli çekip çıkarmak için kalemtraşı birkaç kez sola çevirdi ve birden geri çekti. Ayı sanki bir insan gibi haykırdı. Yerinden hiç kıpırdamadı, çocuğun onu son bir kez daha sevmesine müsaade etti.
General Kibranagoz, çocuğun hemen yanına getirilmesini emretti. Çocuğa; “benden ne yapmamı istersen yapacağım, söyle” dedi. Çocuk; “bütün hayvanları evlerine gönderin, burayı da “Palmiye Çocuk Parkı” yapın dedi. General Kibranagoz sözünü tuttu. Tüm hayvanları ait oldukları yaşam alanlarına geri gönderdi. Hayvanat Bahçesini yalnızca çocuk parkı yapmakla yetinmedi, haftada bir gün kutup ayılarının en son yaşadığı yeri çocuk meclisi yaparak, çocukların isteklerini yerine getirme geleneği başlattı. Böylece; çocukların düşüncelerinin de yerine getirildiği bu ülke, anlık mutlulukların yaşandığı değil, insanca bir yaşamın sürdüğü bir ülke haline geldi.
Bu öyküyü okuduktan sonra ne anlam çıkaracağınız size kalmış. Asıl anlatmak istediğim konuya gelince; evde, arabanın içerisinde, her neredeyseniz, çocuklarınızla birlikte olduğunuz bir anda, radyoyu kapatın, televizyonu da, akıllı telefonları akılsız konuma getirip, cebinize, çantanıza, kısacası parmaklarınızdan en uzak yere kaldırın. Tabletleri, bilgisayarı kapatıp oyunlardan ve internetten kopun. Ülke ve dünya gündemini aklınıza bile getirmeyin. Sonra sırasıyla çocuklarınız ve siz 3 kelime söyleyin. O anda aklınıza gelen alâkalı ve hatta birbiriyle zerre alakasız üç kelime. Bu hikâyede olduğu gibi mesela, Palmiye, Kutup Ayısı, Kalemtraş deyin ve sonra biraz düşünüp kurgunuzu yapın ve anlatın. İnanın harika bir aile toplantısı ortaya çıkıyor. Hayal dünyanızın eğlenceli halini dışa vurup birbirinizle konuşuyorsunuz. 
Valla çok güzel oluyor… Denemesi bedava. Kendisinin haberi yok (okuyunca olacak) ama çocuklarımla birlikte keşfettiğimiz bu oyunun esin kaynağı, Pamuk Ayna Radyo Programıma konuk ettiğim Ahmet Ümit’tir. Beyoğlu’nun En Güzel Abisi seviyoruz seni…
Aile bireyleri birbirleriyle ne kadar az konuşursa, günümüz sorunlarıyla o kadar çok boğuşurlar…
Zafer Ercan
30.01.2014
zafer@zaferercan.com