Polis gözüyle bir popüler kültür cinayeti

Bu yazı, 01 Temmuz 2009 tarihli HABERTÜRK Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

 

Şu ana kadar yani bu yazıma bu başlığı atana kadar tuttum kendimi ve bu tutma sonucu belki de bu konuda yazmayan bir tek ben kaldım. Ve bugün yazmaya karar verdim, gençliğin beynini farklı farklı birçok yoldan boşaltmaya çalışanlarlarla mücadele ettiğim için bu konuda âcizane yazma sorumluluğu hissettim. Yazıyorum…

Münevver’in güya sevgilisi Cem G. insanoğlunun nasıl da hayvandan daha da aşağıya inilebileceğinin en somut örneğidir. Günümüz gençliği hayattan büyük olan aşkı sapıkça tanımlamakta, sevgisini ve normal sayılabilecek kıskançlığını sapıkça göstermektedir. Gençler yetişirken sadece paranın yapabileceği keyiflerle donatılırsa insan olma sorumluluğunu hiçbir zaman alamaz, ondan sonra da katil evladı koruyan anne-babanın ellerine bile kelepçe taktıran muhteşem (!) bir çocuk çıkar ortaya.

Popüler kültür her şeyi yiyip bitiriyor günümüzde ve bunun içinde en çok tükenen insanın bizzat kendisidir. Haber değeri olan bu cinayet haberi, doğal olarak gündemden, hem vahşice işlenen bir cinayet olduğu, hem de faili belli ama yakalanamadığı için düşmüyor. Gündemde kalması failin yakalanması adına iyi, ama her haberin başında “kesik baş cinayeti” gibi bir jargonun kullanılması artık herkese kasvet veriyor.

Faili bulunmadı mı, bulunamadı mı? Birde ağzını her açanın polisi eleştirmesi, ağzını her açanın cinayet masasının en cevval dedektifi gibi konuşması artık en azından bana kabak tadı verdi. Bu memleketin genel profili kendi işi ve profesyonelliği dışında her konuda uzman olmasıdır. Cinayetin aslında çözüldüğünü, failin belli olduğunu, katil, katil koruyan bir anne baba tarafından finanse edilerek ülke dışına kaçırıldığı için bulunamadığını tüm kamuoyu artık biliyor.

Polisin faili anında nasıl tespit ettiğini bir polis olarak benim anlatmam objektif olmayabilir ama yıllardır polis muhabirliği yapmış olan Ekrem Çelikel’in haberinden anlatmak en doğrusu olur diye düşünüyorum;

“O gece Etiler’de çöp toplama saatiydi. İki görevli kapağı açtı. Gitar çantası karşılarında duruyordu. Onu da açtılar… Manzara korkunçtu. Saat ise 20:30′du. Münevver Karabulut cinayeti polis telsizlerine ilk kez o anda yansıdı. Olay yerine önce ilçe polis ekipleri geldi. Sonra Cinayet Bürosu haberdar edildi. Saatler 20:45′i gösterirken cinayet ekibi olay yerindeydi. Hızla araştırma başladı. İlk iş cesedin kimliğini belirlemekti. Başı kopuk cesedin üzeri giyinikti. Ceplerine bakıldı. Kimlik çıktı. Polis memuru hemen elektronik sorgulama cihazına Münevver Karabulut adını yazdı. Bilgiler ekrana döküldü. Hemen ev adresine gidildi. Acı haber aileye birden söylenmedi. Kızlarının “nerede” olduğu soruldu. Arkadaşlarına ulaşıldı.

İşte Cem G. adını polis ilk kez orada duydu. Münevver’in arkadaşları “onu okuldan Cem aldı” dediler. Cem’in soyadı birkaç dakikalık araştırma sonunda öğrenildi. Artık hedef Cem G. idi. Cinayet bürosu dedektiflerine Cem G.’nin fotoğrafı lazımdı. Bir polis “facebook”a bakalım dedi. Baktılar. Artık fotoğraf polisin elindeydi.

Münevver’in cansız bedeninin bulunduğu Etiler’deki polis ekibi ise görgü tanığı arıyordu.
Gitar çantasının çöpe atılışını gören iki kişi bulundu. Facebook’daki Cem G. fotoğrafı tanıklara gösterildi. Onlar da Cem’i teşhis ettiler… Kısa süre sonra da çevredeki güvenlik kamera kayıtlarından hem Cem G. hem de Etiler’e geldiği korsan taksi tespit edildi. Aynı dakikalarda bir polis ekibi hızla Bahçeşehir’e doğru yola çıktı. Cem G.’nin ev adresi belirlenmişti. Ancak kimse cinayetin orada işlendiğini bilmiyordu. Polis villa’nın kapısı çaldı. Kapıyı Cem’in annesi açtı. İçeride küçük kızı vardı. Polis memuru villaya girmedi. Ancak kafasını içeriye uzattı. İşte o anda kan kokusunu aldı.

Bahçeşehir’deki villa ile ilgili şüpheler hemen savcıya aktarıldı. Arama izni çıkarıldı. İçeri girildiğinde kan izleri çıplak gözle fark edildi. Münevver’in kanı temizlenmek istenmiş ancak başarılamamıştı. Üstelik Cem G.’ye ait kanlı eşofman ve diğer kıyafetler de çöpteydi.
Cem G. artık Münevver Karabulut’un katil zanlısıydı. Saat ise 23:40′ı gösteriyordu
Cinayet Bürosu sadece 2 saatte böylesine ağır bir cinayetin zanlısını belirlemişti. Ama o kritik iki saatte Cem G. sanki buhar oldu uçtu. 94 gündür de izi bulunamadı…”

Okuduğunuz gibi muhabir diyor ki; “Cinayet Bürosu sadece 2 saatte böylesine ağır bir cinayetin zanlısını belirlemişti” yani polis yapması gerekeni anında yapmıştı. Ancak karşılarında, evi kan gölüne çevirdiği halde, bir insanın başını kestiği halde, evlatlarını her koşulda sevme şımarıklığını alışkanlık haline getirerek maneviyatı sıfır bir çocuk yetiştiren anne baba çetesi vardı. Ve bu çete paralarının da gücüyle katili ülke dışına en hızlı yoldan aparmışlardı bile.

Yıllardır İstanbul Narkotik’te böyle gençlerden o kadar çok gördüm ki, onlardan hem kendi işimle ilgili gözaltına aldıklarım, hem de bazen müzik dinlenilen mekânlarda eğlenirken gözlemlediklerim oldu, genelde bu gözlem sonucu da yine 3-5’ini toplayıp götürdüklerimiz olurdu. Tiki kıyafetleri ile hepsi bir dükkândan giyinmiş gibi gelirdi bana, baba parasıyla masa donatırlar, yaş 18’i 1 gün geçmiş elde viski bardağı ile garsonlara, emek vermeden cebine giren ve çıkan parayla hava atarlardı ve birçoğu belki de hayatında bir kez birine yardım etmenin ne demek olduğunu hala keşfedememiş zavallılardı.

Gençler tabii eğlenecekler diye başlar bu iş, benim hayatım bana, onların hayatı da kendilerine demokrasisi ile de devam eder. Ve bu gidiş alkolle buluşturulan uyuşturucu çeşitleri ile zirve yapar, eğlence, gününü gün etme felsefesi sarar tüm benlikleri. Sonra eli ayağı sağlam ama aklı topal gençler kalır elimizde.

İtiraf etmeli insan kendine, ben bu işi beceremedim, bu çocuğu iyi yetiştiremedim çünkü ben sponsor anne-baba olmaktan öteye gidemedim diye. Bu itiraf gelmeden o katili geri getirmek, parasının bittiği günden önce olmayacak. Çocuğa giden para kanalları takip edilince ki ediliyordur şu an, elindeki para bitecek, parayla her şeyi yapabileceğini ve bugüne kadar da yapılabildiği yanlış öğretisinin yanlışlığını acı bir şekilde öğrenecek ve bir katil olmanın gerçeği ile yüzleşip Türk Adaletine sığınacak-sığındırılacak. Bence bu dediğime az kaldı…

Ölümlerden ders çıkarmak en acı derstir. Her gün popülerliği ile gözümüzün önünden gitmeyen bu ölümden ne olur hepimiz ders çıkaralım. Hem maktulün ailesini düşünün, hem de katilin ailesini, belki de cinayetten önce dünür olacak bu iki ailenin halinden ders çıkarın! Sponsor anne-baba olmayın ve vaktinden önce çocuklarınızı ne büyültün ne de büyüdüklerinde küçültün. Her çocuk doğduğunda anne-babasına cennet kokusu getirir, çocuklarınızı cehenneminiz yapmayın…

Son söz; facebook’da Cem G. destekçileri diye gruplar açılmış, şaşırdım mı? Şaşırmadım, katili koruyan anne-baba çetesine, arkadaş çetesinin eklenmesi bence normal ama bu kadarına da oha diyorum, yuh diyorum… OHA ve YUH!

Ey insanlık gelince masaya istediğin kadar vur, vur ki herkes duysun…

Zafer Ercan
23.06.2009
zafer@zaferercan.com