Yine yeniden yazma ihtiyacı hâsıl oldu. Çünkü sokak ismiyle bonzai denilen bağımlılık yapıcı bu maddenin yaygınlığı, çocuklarımızı yerle bir etmeye devam etmesi, bizim de bildiklerimizi topluma tekar tekrar anlatma-hatırlatma zaruretini ortaya çıkarıyor. Son kitabım “Pamuk Ayna”da ( Nemesis Kitap, Kasım 2013) “Sentetik Esrar” isimli bölümde sokaklarımızda ki bu tehlikeyi yeterince anlatıp, ulusal ve uluslararası medyaya yansımış haberlere ve örnek olaylara yer vermiştik.
Uyuşturucu maddeler ve psikiyatride kullanılan ilaçlar yasalar ile tanımlanmıştır. Yasadışı olan uyuşturucular ile yasal olan ilaçların suiistimal edilmesi sonucu ortaya çıkan olaylarla ilgili olarak kolluk kuvvetleri mücadelelerine devam etmektedirler. Ancak yasalarda yasaklı olarak tanımlanmayan, insanlar kullandığı zaman yasalarda yasak olan maddelerin ortaya çıkardığı sonuçları birebir kullanıcılara yaşatan maddeler de vardır. İşte bu yasaklı olmayan; psikoaktif maddeler -merkezi sinir sistemine etki eden ve beynin normal işleyişini değiştirerek algıda, ruh hâlinde, bilinçte ve davranışlarda geçici değişikliklere neden olan kimyasal maddeler- piyasaya sürülmektedir.
2009 yılında Türkiye’de hiç bulunmayan bu uyduruk uyuşturucu, her geçen gün gençlerimizi tesiri altına almaya devam ediyor. Uyduruk diyorum, çünkü bu uyuşturucu, her polis yakalaması sonrası yapılan kriminal polis laboratuvarı raporlarının, mahkeme evraklarının içerisinde yer almasının hemen ardından dönüşüme uğruyor. Bu işten menfaat temin edenler, mevcut kanunda tanımlanan uyuşturucu maddelerden ceza almamak, yakalattıklarının uyuşturucu olmadığını savunabilmek adına,  bir nevi hile-i şeriyye yaparak, ürettikleri bu sentetik kannabinoidlerin içerisine yepyeni maddeler katmaktadırlar. Yani bir kullanıcı, kullandığı bu uyuşturucunun, ertesi kullanımında, yepyeni, ilk kez kullanacağı ve sonuçlarının faili meçhul olacağı bir uyuşturucu ile karşı karşıyadır.
Öncelikle kullanıcıların ona taktığı isimle tanınan; “bonzai” ne demek bir kez daha anlatalım:
Piyasada bulunan her uyuşturucunun kullanıcılar arasında orijinal isimlerinin yanında daha yaygın olan başka takma isimleri vardır. Eroine; toz, peynir, beyaz, kokaine; pudra, çilek, taş, esrara; ot, gogo, gonca, ekstaziye; pıt, soda, kanat benzeri isimlerin takılması gibi. Uyuşturucuları başka isimlerle dillendirmek, kullanıcılar arasında yaygın bir kültürdür. Takma isim; çoğu zaman uyuşturucunun orjinal adını zikretmeden talep etmenin bir yöntemi olmuştur. Takma isim kullanmak, gizlemenin yanı sıra, bu işin bir de “uyuşturucu kültürü” boyutu vardır, demektir. Misal, uyuşturucuların takma isimlerini henüz bilmeyenlerin, yeni kullanıcılar olmasının grup içerisinde hemen anlaşılması gibi.
Yazımızın konusu olan uyduruk uyuşturucunun gerçek adı: “Sentetik Kannabinoid”, sokak isimleri ise: “Bonzai, Jamaikan Gold ve Kabuk”tur! Esrar maddesinin içerisinde yer alan birden fazla etken maddelere verilen isme “kannobinoidler” denir. Dolayısıyla piyasada ilk kullanıcı adaylarını ikna etme yöntemi de olan “esrar gibi bir şey” argümanı nedeniyle, bu uyduruk uyuşturucuya aynı zamanda “Sentetik Esrar” tanımlaması da yapılmaktadır. Ancak, Sentetik Kannabinoid maddesinin, esrarın üretildiği hint keneviri bitkisiyle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. “Sentetik” kelimesi zaten bu uyuşturucunun esrar maddesi ile hiçbir alakasının olmadığının da ispatıdır.
Ortaya çıkan bu yeni uyuşturucuların mevcut kanunlardan kaçamaması için (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu İzleme Merkezi) TUBİM bünyesinde Erken Uyarı Sistemi (EWS) Ulusal Çalışma Grubu kurulmuştur. Bu kurul yılda iki kez toplanarak, polis yakalamalarından sonra kanunlardan kaçabilmek adına dönüştürülen bu psikoaktif maddelerin peşine düşmektedirler.
TUBİM’in verilerine göre, Sentetik Kannabinoidler esrara göre 4 kat daha etkilidir. Çin, ABD, KKTC, Almanya, İspanya, Hollanda, Portekiz, İngiltere ve Macaristan gibi ülkelerden yasa dışı yollarla ülkemize getirilen bu psikoaktif maddeye, bitki görünümü kazandırmak, doğal uyuşturucu görüntüsü vermek için püskürtme, damlatma, batırma gibi yöntemlerle çeşitli bitkilere emdirildiği tespit edilmiştir.
Erken Uyarı Sistemi (EWS) Ulusal Çalışma Grubu 5. toplantısını Haziran 2012 tarihinde yapmış ve 19 yeni psikoaktif maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamına alınması sürecini başlatmıştır. Bu 19 maddenin 14’ünü maalesef Sentetik Kannabinoidler oluşturmuştur. 07 Ocak 2013 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile toplam 19 madde 2313 sayılı yasa kapsamına alınmıştır. 2013 yılına kadar Erken Uyarı Sistemi EWS Ulusal Çalışma Grubunca takip edilen toplam 94 yeni psikoaktif madde daha 2313 sayılı Yasa kapsamına alınmıştır. Bunlardan 2011 yılında 14, 2012 yılında 4 ve 2013 yılında 30 olmak üzere toplam 48 tanesinin “Sentetik Kannabinoid” olduğu dikkat çekicidir.
2013 yılında sokağa sürülmeden önce küçük kimyasal formüllerle dönüştürülerek 30 çeşit hale getirilen “bonzai” miktarı, sokaklarımızdaki sorununun özeti ve ispatıdır. Bu arada 2013 yılı bitmeden tespit edilen 13 farklı çeşit olduğunu da hesap edersek bu sayı: 43’e çıkmaktadır.
Son verilere göre; 2012 yılında ülkemizdeki Sentetik Kannabinoid olay sayıları bir önceki yıla göre 20 kat, bu olaylarda yakalanan şahıs sayısı 58 kat ve yakalama miktarları ise 9 kat artmıştır. Olay ve şüpheli sayıları ile yakalama miktarlarında görülen bu hızlı artış, Sentetik Kannabinoid grubu uyuşturucuların ülkemizde kısa sürede çok yaygın bir hale geldiğinin göstergesidir.
Yazı çok mu teknik geldi?
İşin özeti şudur; satıcılar ya da kullanıcılar ne isim takarsa taksın, kullandığınız zaman yaşayacaklarınız hakkında kim ne anlatırsa anlatsın, malı satanın ne sattığından, kullananın ne kullandığından zerre haberi yok!
Alıcı bu durumda ne yapmalı?
Kendini kobay olarak hiç kimseye kullandırtmamalı, bu kadar net. Çünkü bu uyuşturucuyu kullanmak, bir nevi laboratuvarlarda yapılan hayvan deneylerindeki hayvanların yaptığı işi yapmaktır!
Zafer Ercan
20.01.2014
zafer@zaferercan.com