Uyuşturucu öldürür! Oscar ödüllü Aktör Philip Seymour Hoffman’ı bile…
Evet, uyuşturucu öldürür. Ancak bu doğru ve gerçek bilgi her insanı etkilemez. Hele bazı uyuşturucular ve o uyuşturucuları kullanma yöntemleri vardır ki, kullanıcı kullanım sonucunda ölüyorsa normal bir sonuç, yaşıyorsa çok şanslı olduğundandır. Her insan öleceğini bildiği halde ölüm insana bilhassa kişinin kendisine hiç yakışmaz. Uyuşturucu bağımlıları için de aynı evrensel yalan geçerlidir: hiçbir bağımlı ölmek için uyuşturucu kullanmaz ama aşırı dozdan birçok bağımlı ölümlüler tarafındaki yerini alır.
“Kontrollü uyuşturucu kullanımı” tanımı yapmak, bağımlı adaylarını kandırmanın en etkili yoludur. Bağımlı olduğunu idrak eden, durumu kabullenen bir madde bağımlısı kontrolün artık kimde olduğunu en iyi bilen kişidir. Ya kendini ve çevresini kandırmaya devam edecek ya da durumuyla yüzleşecektir. Birçok bağımlı için yüzleşme yeri maalesef aşırı dozun yaşandığı andır. Aşıdır dozdan geri dönen şanslı (!) bağımlı, bağımlılıktan geri dönüş yolunda ilerler, ancak dönemeyenin durumu çok nettir: o artık bir ölüdür!
Kısacası uyuşturucudan ölümlerin felsefi yoktur ya da altın vuruş diye bir takma isimle bu acı durum bir kıymet kazanmaz. İçenin de, kullanıcının da içeriğinde neler olduğundan emin olmayacağı enva-i çeşit uyuşturucu maddelerin kullanımı sonucunda veya nihai final bağışıklık sisteminin çökmesiyle bağımlılar ölür. Yani bazısı aşırı dozdan tık diye gider, bazısı o noktaya sürüne sürüne gider. Ama hiçbir bağımlı artık yeter bu son olsun diye kendi hayatına son vermez. Bunu yapan bağımlı sayısı yok denecek kadar azdır. Çünkü madde bağımlısı da olsa yaratılış gereği her insan tüm acılarına rağmen yaşamak, uyuşturucudan kurtulmak ister…
Her bağımlı geriye dönmek ister. Orası ilk uyuşturucunun çoğu zaman “bir kereden bir şey olmaz” diyerek ilk kez denendiği yerdir. Ve oraya geri dönmek, bağımlının, uyuşturucuyu hayatından çıkarması maalesef o kadar da kolay değildir. Bağımlılıktan geriye dönmek yepyeni bir hayat tarzı ortaya çıkarıp, bir insanı yeniden inşa etmek demektir. Ve bir bağımlının bunu bir başına hele hele olduğu yerden hiçbir yere gitmemesini isteyen diğer madde bağımlısı çevresiyle ilişkisini kesmeden başarması imkânsızın adıdır.
2013 Türkiye Uyuşturucu Raporu yayınlandı. Her zaman söylediğimiz gibi kolluk kuvvetlerinin, jandarmasıyla, polisiyle, gümrüğü ile topyekûn uyuşturucuları ve bu suçu işleyenleri yakalamayla ilgili fazlası var eksiği yok. Yine tonlarca uyuşturucu yakalandı ve yine neredeyse küçük bir şehir nüfusu insan hakkında kanuni işlemler yapıldı. Tüm bunlar her geçen gün ülkemizde artan uyuşturucu sorununu maalesef net bir şekilde ispat etmektedir.
Bu yazımın konusu olan, “uyuşturucu öldürür” gerçeğini son Türkiye Uyuşturucu Raporu doğruluyor. 2012 yılında ülkemizde uyuşturucudan ölen insanlarımızın toplam sayısı 162 olarak açıklanmıştır. Bu sayı Adli Tıp Kurumunca otopsisi yapılan ölümlerin sonucu tespit edilenlerdir. Yani otopsisi yapılmayıp da aralarında uyuşturucuyla ilintili ölümlerin olup olmadığını bilmediğimiz vakalar olabileceğini söylemek yanlış bir varsayım değildir. 162 insanımızın uyuşturucudan ölümlerinin tespiti bir önceki yılla kıyaslandığında, ölümlerin %54.3 artmış olması, uyuşturucu sorununu en çarpıcı haliyle gözler önüne sermektedir.
Uyuşturucudan ölümlerin illere göre dağılımına baktığımızda, İstanbul 70, Antalya 25, Adana 15, Mersin 9, Gaziantep 9, Ankara 7 kişi olarak sıralanmaktadır. Antalya, uyuşturucudan ölümlerin en çok yaşandığı ikinci şehir olarak sıralansa da, hem nüfus oranı yüzdesine, hem de son ölümlerin geçen yıl ki rakamlarla kıyaslanmasıyla ölümlerin en çok olduğu birinci il olduğu görülmektedir.
2013 Türkiye Uyuşturucu Raporunu okuduğum anlarda Amerikalı Oscar ödüllü Aktör Philip Seymour Hoffman, evinde, banyoda kolunda şırıngayla ölü bulundu. Türkiye’de yaşanan aşırı doz ölümleri düşünürken çok başarılı bir aktörün ölümü, “uyuşturucu ile israf edilmiş bir hayat daha” dedirtti bana, daha öncekilere de dedirttiği gibi...
Yazık! Hem de çok yazık.
Hayatın herhangi bir alanında kazanılan başarı, uyuşturucunun hayata girmesiyle israf boyutuna geçiyor. Uyuşturucu başarılı hayatları tepetaklak edip insanların hayranlıkla takip ettiği bir insanı bile yerle bir ediyor. O yerle bir anı insanın toprak altına girip orada kalmasını sağlıyor, tıpkı son etkileyici örnek Oscar ödüllü Aktör Philip Seymour Hoffman da olduğu gibi. Oscar kazanan, başarılı aktörlüğü tescilli, herkesin hayranlıkla seyrettiği bir oyuncunun, kolunda şırıngayla ölmesi “israf” bir hayat tanımlaması dışında nasıl anlatılır? Offfff ki offff...
Ölüm haberini sosyal medyadan paylaşan, bizim bazı ünlülerin de, Philip Seymour Hoffman için “zamansız öldü” dediklerine tanıklık ettim. Acı acı tebessüm ettim, çünkü ortada zamansız bir ölüm değil, zamanlı da olsa, zamansız da olsa hayata girmemesi gereken uyuşturucunun öldürdüğü bir insan söz konusuydu. Çünkü uyuşturucudan ölümün zamanını kullanılan uyuşturucu belirler! Yani ortada zamanına şaşıracağımız bir ölüm değil, uyuşturucuyu hayatına sokmasına şaşıracağımız başarılı bir aktör, kötü bir final vardı.
İki kolumu açsam şöyle kocaman, dünyanın bir ucundan bir ucuna haykırsam: EY İNSANLIK BURASI ÇIKMAZ SOKAK!
Zafer Ercan
03.02.2014
zafer@zaferercan.com